Tesettür!
İslam'ın emri, insanın süsü,
Kalp kapısını, açar tesettür,
Haramdan kaçmak, Kur'an ölçüsü,
Gönle girerek, geçer tesettür!
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




SADECE HİZMETÇİLER ÖRTÜNEBİLİYOR BU ZAMANDA EĞER HİZMETÇİLİK YAPARSAK ÖRTÜLÜ KALABLİRİZ.......
YÜREĞİNİZE DÜŞÜNCENİZE SAĞLIK SAYGILAR ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM ÜSTADIM
baş örtüsünü çok güzel anlatmış bir şiir kutlarım
Üstat önce sizin daha sonrada bütün Türk milletinin başı sağolsun acımız büyük ama taktir yaradanın elden bir şey gelmez .onlar eytim yuvalarında şehit oldular makamları cennet olsun inşallah.şiirde onları anlatıyor sizide ayriyeten kutluyorum.
kızları okutmayan veya okutturmayanlar
15 asır önceki cehalet kafanın devamı. O kafalar ki imansızlıklarından dolayı okutmuyordu. Bugün engel koyanlar da aynı zihniyet. başörtü bahane, anadolu kızları okumasın cahil kalsınlar istiyorlar
kutluyorum sizi arkadaşım. başörtüsünü kendi heva ve hevesleri doğrultusunda yorumlayıp ve kendi nefislerinin istediği gibi giyim kuşam tarzı yapmaları, buna bir simge gibi bakmaları,Allahın emrini unutup sanki kendileri kanunlaştırmış gibi orta yere fikirlerini atmaları hiç hoş birşey değildir
Ayeti kerimede bakara suresinde ''Allah ve rasulü bir işi bir hükme bağladığında mü'min erkek ve mü'min kadınların hiç bir muhayyerlik hakkı yoktur''
yine bakara suresi son iki ayeti olan amenerrasulu'de geçen'' işttim itaat ettim'' mü'minlere düşen son kelimedir sizin yüreğinize sağlık arkadaşım tebrik ederim şunu belirtmek isterim bu baş örtüsü meselesi zor çözülecege benzer çünkü baş bellisizleşiyor saygılarımı sunarım hasan karabay
geldiğimiz noktada artık herkes biliyor ki, onların dertleri başörtüsü değil, İslamdır.
saygılarımla.
bu ülke hem müslümandır
hem batıcılık adına müslüman düşmanıdır
İki anlayışı yaşayabilen tek ülkedir.
Onun için çelişkiler mevcuttur..
Aslına bakarsan kimse Allah'ı ve kitabını uygulamak istemez..
Sadece yaşamında dini bir süsten ibarettir..
Ve ülkemde, sadece dinin cahili olmak onur işidir..
Her şeyin cehaleti kınanır ama dininin cahili olmak kınanmaz ve meziyet sayılır..
Batıdaki hıristiyanın din mantığı ile, ülkemdeki müslümanın din mantığı arasında çok fark yoktur..
sağolsun 200 yıllık yöneticiler ülke insanlarını batıya uydurmak için elinden geleni yaptılar...
Eh ne yapalım? Devran onların.. Elbet bir gün devran döner..
madem bu kadar müslümanız,namusluyuz niye peki sadece başörtüsüne taktık...türkiyede mesai saatleri yüzünden öğle ve ikindi namazları kılınmıyor
Müslümanlar kızlarını okutmuyor” dediler,
“Haydi kızım okula” deyince,
“Siz okutamazsınız” diye emir verdiler!
“Çünkü okutmak için bizden izin alınır,
Evet. Böyle diyorlar. Haklısınız...Tam puan.
Kutlarım...
Bu şiir ile ilgili 10 tane yorum bulunmakta