Toprak gibi olmalısın,
ağırbaşlı, derinden, suskun…
Bir yaranın üstüne serildiğinde
acıya değil, iyileşmeye söz vermelisin.
Yağmur gibi olmalısın,
Tut yüreğimden, düşmesin uçurumlara,
Titriyor bak, incecik bir dal gibi rüzgarda.
Ne yangınlara dayandı bu göğüs kafesi,
Ama şimdi bir nefes kadar kırılgan.
Tut yüreğimden, kör kuyularda kaybolmasın,
Unutma beni,
Bir gün en sakin uykundan uyandığında,
Pencerenin önünde duran solgun çiçeğe bakarken,
Rüzgârın taşıdığı bir eski şarkıda,
Unutma beni.
Bir sabah güneşiyle ben de unuturum seni, ansızın.
Bir soğuma geçer önce içimden
Sonra bir cam buğusu gibi silinir yüzün
Düşlerimin kıyısından sessizce düşersin yere
Ne bir iz kalır gülüşünden
Ne de geceleri kanatan o eksikliğinden.
Ve ben, sevdanın göğsündeki o adam,
Hançerlenen gecelerin tam ortasında,
Yüreğimde bir yangın, adında kor olan,
Suskun yıldızlar şahidim, kelimeler yorgun.
Her nefesimde sen varsın, yokluğunda boğulan,
Velhasıl, şiir gibisin,
Ve ben her mısranı ayrı severim,
Geceye düşen yıldız gibi,
Yüreğime saplanan özlem gibisin.
Yolların sonu sana varmaz,
Ve sen…
Bir şehrin unuttuğu sokaklar gibisin,
Her adımda kaybolan izlerin,
Her köşebaşında unutulan benliğin.
Duvarlarına yazılmış yarım cümleler gibi,
Ben de biliyorum,
bu dünyada bize vuslat yok.
Ben de biliyorum,
hiç kavuşmayacağız.
Ama sen neden acele ettin ki?
Yağmurda yürümeyi çok seviyorum,
Çünkü hiç kimse ağladığımı anlamıyor.
Gözyaşlarım, gökyüzünün unuttuğu dualar gibi,
Toprağa karışıp sessizce kayboluyor.
Şehir ıslanıyor, yollar titriyor,
Hissetmeden anlayamazsın bazı şeyleri,
Yağmur yağdığı kadar değil,
Sana değdiği kadar ıslanırsın.
Gök gürültüsü kadar değil,
İçinde koptuğu kadar korkarsın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!