Nasihat verme gel, ey derviş baba,
Öğüdün çoğunu aldım giderim.
Bundan gayrı yükler ağırmış bana,
Şeleği sırtıma sardım giderim.
Saymadım kaç yıldır günü geceyi,
Mart aylarına dert ayları dediler
Bir hikmeti vardıki bilirdi eskiler
Kar boran olur yollar hem geçitler
Keş Dağı aşılmaz oldu öldü yiğitler.
Yirmi Beş Mart düşmüş termini
Mühürlü Yürekler
Gökkubenin burcunu kimler bekler?
Kim tutar dağları kimler sürükler?
Setler tutamaz ,seller yıkamazken,
Saklar bu sırrı mühürlü yürekler!
Mülakat…
Ümmet düşe dalmış uyanmak ne mümkün!
Çırpındıkça batmış,batmış ki büs bütün!
İman idrak fikir topyekün bir münacat!
Naçar…
Ay peri yüzünden, kara gözünden
Yolları aşarak dere düzünden
Yüreğe kazınan yara izinden
Ak karadan seçer tanırım seni
Yollar biterken son gün eşiğinde
İnceden yağmur gibi düşeceksin
Bu gün değilse de günün birinde
Asude bir yol çizip geleceksin
Nerden bileydim ben, böyle bir hissi
Ak ellerin boğum boğum allanmış
Şems-i olmuş güneşleri karartmış
Kadir Mevla kerem etmiş yaratmış
Suyundanmı mayandanmı güzelliğin
Kaş ile göz arası bir ömürlük yol
Bende isterdim satmayı
Yalan atıp yemin içmeyi
Düşündüm sırat geçmeyi
Cehennem var ne çare
Gram gram götürmeyi
Sayılı nefes vadeli mühlet
Bekleme ömrünü müebbet
Altın gümüş olsa sepet sepet
Ha varmış ha yokmuş ne çıkar
Kimler kimler geldide geçti
Ne Çıkar ki
Yazın bağrında kışa tutulmuşum
Baharlar geri gelse ne çıkar ki
Dünya bana, ben ona yük olmuşum
Dalımda bir kuş ötse ne çıkar ki?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!