Bu gece ay, kim bilir kaçıncı defa
aynı dağların ardından geçti.
Dağ değişmedi.
Gökyüzü değişmedi.
Değişen yalnızca,
bir zamanlar aynı göğe bakan insanların kalbiydi.
Rüzgâr eski otların kokusunu getirdi.
İnsan bazen bir kokunun içinde
koca bir ömrü buluyor.
Bir adı anınca değil,
bir geceyi hatırlayınca sızlıyor yüreği.
Bilmem seni mi özledim,
Yoksa seninle birlikte
içimde gömülen o eski Türk yurdunu mu...
Çünkü bazı ayrılıklar
iki insan arasında olmaz.
Bazen bir insan,
bir çağa geç kalır.
Sessizlik büyüdü.
Ay, taşların üzerine
eski bir hatıra gibi serildi.
Uzaklarda bir köpek havladı.
Sonra her şey yeniden sustu.
İnsan böyle gecelerde
yalnızlığını değil,
eksilen ömrünü dinliyor.
Her geçen yıl,
biraz daha uzaklaşıyor çocukluğum.
Biraz daha siliniyor
bildiğim yüzler.
Ama nedense,
bozkırın kokusu hiç değişmiyor.
Belki bu yüzden
geceler bana yabancı gelmiyor.
Çünkü insan,
en çok kaybettiği yerlere benziyor.
Bazen bir mevsim,
bir ömrün yükünü taşır.
Bazen tek bir gece,
yıllarca susan bir kalbin yerini konuşur.
Ay, yavaşça batıya yürürken
içimde tek bir düşünce kaldı:
İnsan sevdiği herkese kavuşamayabilir.
Fakat uğruna özlem duyduğu şeyler varsa,
tam manasıyla hiçbir zaman yalnız değildir.
Ve ben...
Ne bu geceden şikâyetçiyim,
ne de içimde taşıdığım özlemden.
Çünkü bazı emanetler,
unutulmak için değil,
son nefese kadar taşınmak içindir.
HUNTÜRK
Huntürk HanKayıt Tarihi : 24.07.2026 23:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!