Hasretim ne yoğundur Ankara
Bulut bulut kümelenmiş
Ne yağabilmiş
Ne dağılabilmiş.
Yıldırımlar düşer bedenimin
Bir yerlerine
Baraja taş sektirten kollarda,
Saiko saatlerimiz.
Annelerimize söz verirdik,
Geçerdi saatlerimiz.
Diz kapaklarımız salçalanırdı.
Ve günebakan Bulgurcu evleri,
Kafamın etrafında
İyi polis-kötü polis oynayanlar,
Hiç durmadan oynayanlar,
Arkadaşçasına
Dostçasına
Sevdaymışçasına
Yakışığından bir gül seçebilsem,
Koynuna bıraksam da yıllanmaya.
Ak ışığından bir gün geçebilsem,
Karadeniz de hazır kavuşmaya.
Kaç yıllık hasretler ektim toprağa,
Neden mi pusludur bulutum?
Nedenli midir umudum?
Dişlerim çenemi zorluyor,
Ya Rab bu nasıl iç çekmedir?
Ciğerlerim acıyor.
Suyu bitmiş gözlerin ağlayışı da
Ben bu çağın adamı değildim oğlum.
Yeşil kağıtları deste edemedik,
Doğruyu yanlışı bile seçemedik,
Ben bu çağın adamı değildim oğlum.
Sen şu an bir şeftalide, elmadasın,
Sükut etse de dilin,
'Seninim' diyor gözlerin.
O gözler ki hep derde salar.
Bir bakışı tüm dertleri savar.
Bu dünyaya sığılmayan benim.
Türk dediğin de dertsiz olur mu?
Rahat denen şeyi bilmez bedenim.
Şu kahpe çağda huzur umulur mu?
Hükm bitmiş, vilayetimin şarkında,
Sana ulaşmak saçmalıktı
dedim ya umutlarım pek zengin
kalbim mavilikle yapmacıktı
Yüceldi de uçsuz bucaklara
maviyim, ne yazık...
gözlerin kadar engin değilim
Yorgun fakat bir o kadar hevesli,
yolculuklar çekerlerdi.
Kimselerin anlamadığı dillerde,
anlaşılmayı beklerlerdi.
Kimi kasketiyle selam etti,
kimi kasvetiyle kelam etti.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!