Aşk, dediğin;
Büyük bir ihtimalle iki kişinin arasında geçen,
Ama aslında herkesin kendi içinde yarattığı bir iç savaş.
Hani o ilk bakışta "tamam" dersin ya,
Sonrası; bir ömür sürecek bir "keşke" ya da bir "iyi ki".
Biz seninle,
Aynı trenin farklı vagonlarında yol aldık hep.
Ben kompartımanında geçmişi aradım,
Senin camında geleceğin puslu manzarası.
Aramızdaki mesafe iki koltuk,
Ama aslında aramıza giren yıllar, yollar ve yorgunluklar var.
Aşk bir şehirdir;
Bazen en kalabalık caddesinde kaybolursun,
Bazen en ücra sokağında kendinle karşılaşırsın.
Ben senin sokağında, ışığı hiç sönmeyen o binayım,
Her gece penceremde senin gölgeni bekleyen.
Biraz "biz" olalım dedik,
Oysa hayat bizi "ben" ve "sen" diye böldü.
Matematiksel bir hata değil bu,
Duygusal bir iflas bildirimi.
Sen gittin,
Benim içimdeki çocuk, elinde kırık bir oyuncakla kaldı.
Aşk;
Biraz çay kokusu, biraz yağmur sesi,
Biraz da sabahın köründe telefona gelen "nasılsın?" mesajı.
Ama o mesajı atan kişi asla sen olmadın,
Ben de o mesajı bekleyen adam olmaktan hiç vazgeçmedim.
Belki de sevmek,
Bir intihar girişimi değil,
Bir hayatta kalma çabasıdır.
Senin yokluğunda bile,
Adını bir duvara kazırcasına içimde taşımak.
Dünya dediğin;
Güneşin etrafında dönen koca bir yalan,
Benim dünyam ise senin etrafında dönen koca bir hakikat.
Kabul et,
En çok, kavuşamadığımızda birbirimize aittik.
Şimdi bir sigara daha yakıyorum,
Dumanı senin yüzünü çiziyor boşluğa.
Yılmaz bir sevda bu,
Kavuşmayı beklemiyor,
Sadece sevmeyi göze alıyor, sonuna kadar.
Kayıt Tarihi : 10.07.2026 00:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!