Ay dedeye kafa tuttuğum
dört yaşımdandır...
Pezevenk emziğimi çalmış!
Öyle diyorlar!
Tabii enayilik bende,
O ara bilmiyorum:
Sarı menevişli gri bir sokak
Dikdörtgen yeşil badana
Masal diyarı diye girdiğin, bakkal
Kömürlüğü tırtıl basmış
Sokakta simit arabası
Direğe zincirli ve zor zapt ediliyor!
Bana kız istiyorum, bana bak
Beni sevme, beni reddet
Bana gül istiyorum, benimle alay et
Söyle
Nasıl bir soytarıya dönüştüğüme
Severken
Hep mecburi çıkıyorum sokağa
Sokağa çıkmadan eve gidilmiyor
Çıktığım mekan hoş ama hep bir başkasının
Ya palanın ya haydarın ya kamranın yeri
Altın parıltılı şeyler hep ücrete tabi
Sıvı olanlari dahi
Eski ve yeni ve sonraki bir istek o
Tüm bunlar o gelsin diye karılıp düzülmüş
Yokluğuyla aptal ve bilgelerin kumar oynadığı
Mükemmele giderken yuvarlaklaşmış ve ela
Solmamış bir vaad edilmemiş topraklar haritası
Bakıp bakıp kaç adım ne yöne gideceğini şaşırırsın
Israrlı bir takım damlalar, güzün
Arklardan aşıp
Toprağın, aşina olmadıkları
Mahrem yerlerinde dolaşıyor.
En olmadık yerlere doluşuyor.
Uçurum serini kuru toprak
Şiir çöpe gitti
Sözler parıldayabilirdi, istinad edilebilseydi bir sıkıntiya
Bir kahramanlık yada bir aşka
Da kimi kandırıyoruz ha?
Kurgudan evvelki mahalle açık değil imara.
Kimse de kafa atamaz gelişine bir kurşuna!
Bizi dizmişler, tespih gibi
Ve bize görünmez eller anlatıyorlar
Görünmez eller öpüyorlar
O ara bir şeyler bir yerlerde değişmiyor
Bize de ikram ediyorlar
Kimin neyi neden talep ettiğine takmış
Olmayan bir şey bulmaya çalışıyorsun
Ve kimse şaşırmıyor
Neden?
Heralde her şey malumun ilamı
Bilmeden söylediğin
Bilip yanıldığın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!