Bu gece yaşıyorsun sevgilim, ne gece ama!
Seni sol omzumdan görmek istiyorum.
Beyazları giyip gel.
Gidelim buradan çocuklara.
Zaman bizi sindirmeden, kopmadan sel.
Beyazın en çok yakıştığı kadınsın sen.
bulut ve ayna,
nereye gidiyor bu piyasa?
hiç iyi yere gider gibi gözükmüyor.
sevgilim, gözlerine bakıyorum da,
sana ne oluyor?
Bulutların ülkesinde,
Bir çocuk eli tutmak.
Küçük parmaklı, buğday tenli bir çocuk.
Üstünde eskiden kalma kıyafetler,
Tanımadığı, bilmediği duygu; mutluluk.
Koşturup, sol ayağımı çamura saplayana dek,
Arkamdan kovalayan, gözleri dolar olan sistem.
Bırak artık peşimi, çamur önümde ve ölmek,
Kurtulmaktır veyahut yersiz bir istem!
Çiçek ki gölgesi geniş
Çabuk yut lokmayı getirme geviş
Dostunun derdine koş yetiş
Dermanı olmadan gelme derviş
Sokak lambaları yüzünü çeviriyor artık,
Tek başıma yürüdüğümde.
Kaldırım taşlarının bile yüzleri asık.
Adımlarımla üstlerinden geçtiğimde.
Mağlup bu melodi içime işlediğinde,
bacaklarım dağlara paralel, titredim
ne kadar güzelsin coğrafya
engin dağlara inat yine sevdim
nehirlerinden içtim kana kana
Dün ki çocukları gördük, bugünküleri de.
Dün mahvolmuş koridorda, hastanede.
Bugün yalnızsın, perişansın belki sevdiğin uzak.
Al içinden derdi yere bırak, şikayet etme.
Yağışlı ol her daim, gözünü bırakma kurak.
Bir gün derdini sorsalar, Allah var gam yok de.
Her nefeste içime çektiğim, aşkımın doğayla karışmış kokusu.
Hafif limoni, biraz buruk.
Kulağımda dönüp duran, ses tellerinin inceliği.
Karnı burnunda annelik ve bir çocuk.
Bedenine hapsettiğin o soluk, sarı renkli kul.
Adımlarında saklı yorgunluğunun izleri.
doktorların bilmeceleri var
koridorlar çokça anı taşır
çöp atmaya çıkmak duygu birikimidir
attıktan sonrası şiir
bu ne perhiz bu ne biçim söz
kiminde nazar var kiminde göz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!