Alkol İkindisi Şiiri - Yılmaz Erdoğan

Yılmaz Erdoğan
68

ŞİİR


751

TAKİPÇİ

Alkol İkindisi

Biz ne zaman içsek,
Köfte geç gelir
Ve oturur muhabbetin terkisine
Çıplak bir efkar sözcüğü

Biz ne zaman içsek,
Sabah akar meycinin cebine
Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan
Biz ne zaman içsek,
İç değilizdir aslında.
Dışımızda bronz bir akşam sözcüğü,
Çırıl bir efkar sözcüğü
Delikanlı kıvamında sevda değilse de
Tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık
Biz ne zaman içsek,
iç değilizdir aslında.

Bu alkol ikindisi şiirle
Şimdi burda açılsaydın
Adımın baş harfi gibi
Belki ağustos kokardı ağustos
Sen,
Fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara
Senine boyuna sevilmiş sen
Yalanı sevdasından büyük sen
Bir bil-sen.

Biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz
Genzimizde göl gözyaşları
Biz ne zaman içsek,
İç değilizdir aslında.

Dışımızda bronz bir İzmir akşamı...

Yılmaz Erdoğan
Kayıt Tarihi : 14.12.2000 16:16:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan

    Eyvallah muhterem hocam, çok teşekkür ederim...

    Cevap Yaz
  • Yahya
    Yahya

    Hau pis kelimeyi görünce umrumda olmazdı. Çok yıllar evvel duyduğumdan beri, nerede görsem umudumu yaralar.

    Cevap Yaz
  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    Yılmazcığım, Cin başka, Şeytan başka, Peri daha başka?
    Tiyatro başka, Sinema başka, Mektup başka, mani başka
    *ŞİİR* daha başka?
    Her eline kalem alan ŞİİR yazarsa Türk Edebiyatımız Arap
    saçına döner...Zaten serbest vezinciler yeteri kadar baltaladılar.
    Antoloji ŞİİR sayfalarında sokak jargonuyla yazılmış duygusal
    şehvet muhteviyatlı deyimler DÖRT NAL GİDİYOR..................

    Cevap Yaz
    Osman Akçay

    Çok yerinde tespitler.

    Vezir Pehlevan

    Eyvallah muhterem hocam, çok teşekkür ederim...

  • Osman Akçay
    Osman Akçay

    1-Arabesk romantizm ile entelektüel poz kesme denilen şey tam olarak bu şiiri ifade eder kanaatindeyim.

    2-Şiirde imge enflasyonu ve kavram kargaşası bangır bangır bağırıyor. Şiirde "sözcük" kelimesine duyulan anlamsız bir takıntı var. “Çıplak bir efkar sözcüğü”, “Bronz bir akşam sözcüğü”, “Çırıl bir efkar sözcüğü”... Bir duyguya ya da manzaraya doğrudan "sözcük" demek, o imgeyi derinleştirmez. Aksine şairin o duyguyu betimlemeyi beceremeyip işin kolayına kaçtığını gösterir. "Bronz bir akşam" zaten bir imgedir, yanına "sözcüğü" eklemek sadece yük oluşturur.

    3-“Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan” dizesi? 90’lı yılların lise hatıra defterlerinden fırlamış gibi. Zamanın geçişini bu kadar klişe, bu kadar "eskimiş" bir benzetmeyle anlatmaya çalışmak, şiirin özgünlük iddiasını daha ilk dizelerde yerle bir ediyor.

    4. Kelime oyunlarının hafifliği hemen hissedilmekte. Şiirin sonundaki şu kısma bakalım:

    “Senine boyuna sevilmiş sen / Yalanı sevdasından büyük sen / Bir bil-sen.”

    Bu, bir şiir değil; kötü bir kelime oyunudur. "Enine boyuna" yerine "Senine boyuna" demek veya "Bilsen" kelimesini "Bil-sen" diye ayırmak, şiire derinlik katmaz. Sadece okuru yoran bir ergenlik dönemi imgeciliği gibi durur. Duygunun ağırlığı, kelimelerin morfolojisiyle oynayarak verilmez.

    5. Şirde bol miktarda mantık hataları ve zorlama betimlemeler söz konusu. "Köfte geç gelir": Şiire realist bir hava katmaya çalışırken bir anda "muhabbetin terkisine oturan efkar" gibi aşırı ağdalı bir dile geçiş yapılıyor. Bu ton farkı (üslup kopukluğu) şiiri samimiyetten uzaklaştırıp "rol yapıyor" izlenimi veriyor. "Genzimizde göl gözyaşları": Aliterasyon (G harfi tekrarı) yapma çabası, anlamı boğmuş, hatta katletmiş. Gözyaşının göl olması zaten yeterince büyük bir klişeyken, bunun bir de genizde durması anatomik ve estetik olarak zorlama duruyor.

    6. Şiir “İç değilizdir aslında” diyerek sözüm ona bir felsefi derinlik yakalamaya çalışıyor ama finali yine bir şehre (İzmir) bağlayarak yerelleşiyor ve sıradanlaşıyor. "Bronz bir İzmir akşamı" finali, şiiri bir turizm broşürü veya rakı masası paylaşımı seviyesine indiriyor.

    7-Özetle: Şiir, "şiir gibi görünmek" için çok çabalıyor ama kendi sesini bulamamış. Çok fazla sıfat, çok fazla zorlama benzetme ve çok fazla "bakın ne kadar hüzünlüyüm" çığlığı var. Gerçek şiir, bağırmaz; fısıldar. Bu şiir ise mikrofonu eline almış, defaatle içsek içsek diyerek pavyon ışıkları altında bağırıyor.

    8-Kıymetli Seçki; alkol-mey arasına sıkışmış bu metni tekrar tekrar neden günün şiiri seçersiniz anlaşılması mümkün değil. Kimse günün şiirine uğramaz oldu. Günün şiirine uğramayanlar artık birbirlerinin şiirlerine de uğramaz oldular.

    Saygılarımla.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (28)

Yılmaz Erdoğan