Alim Eken Şiirleri

152

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

1972 yılında Bulanık'ta dünyaya merhaba diyen Alim Eken, ilk okulu Bitlis'in güzel ve şirin ilçesi olan Tatvan'da Tamamladı. 1980 Eylülünde herkes gibi o da bir gecede büyüdü. Orta öğrenimini İzmir İyiburnaz Orta Okulu'nda okudu. O yıllarda kaleme aldığı şiirlerini arkadaşlarıyla pek paylaşmayan Alim Eken, resim öğretmeninin vermiş olduğu dönem ödevine küçük bir öykü ilave ederek teslim etmesinden sonra aldığı olumlu telkinlerden cesaret alarak daha gayretli ve daha cesur şiirler yazmaya başladı. Nitekim öğretmeni şakayla karışık 'Sakın bir dah ...

Alim Eken

Saklanma utancın erkeksi duvarlarına
Kıyılara tüneyen kayalarda parçalanarak
Dalgalar gibi kırılmanın vaktidir,
Zamanın koptuğu saniyedesin.
Ağla gözlerim, şimdi benim için ağla.

Devamını Oku
Alim Eken

Ölümün kollarında
İnceden bir saz çalınır
Rüzgarın ıslığı gibi sessiz.
Ve can yakıcı.

Devamını Oku
Alim Eken

Çırıl çıplak dururum
Arınmaktır maksadım
Ya ilahi
Değmesin gözlerime
O melul gözleri
Tarumar eyleme

Devamını Oku
Alim Eken

Bilsen,
Bi bilsen.
Ah bi görsen
Ne çok özlemişim seni,
Ne çok.
Okurdun özleyişimi göz bebeklerimden.

Devamını Oku
Alim Eken

Tarihin tozlu sayfalarını
Yırta yırta çıkıp geldim.
Yolum üç adım ötesi bilinmezin.
Selen direğimde
Teslimiyeti bayrağın
Sanma ki alt güvertemde

Devamını Oku
Alim Eken

Çalıyor gecenin karanlığında
Polis sirenleri çalıyor
Acı acı çalıyor sirenler
Sokaklar karanlık
Bir gölge koşuyor
Pürdikkat, telaşlı

Devamını Oku
Alim Eken

_______ Düz yazı denemesi_________

''Dosta İfhaf olunur''


Düşünüyorum da; yarını olmayan bir dünyanın son günü olsa bu gün, belki ilk değil ama son kez ne yapmak isterdim.

Devamını Oku
Alim Eken

Yaradılış, bir damla suyla başladı. Bütün ilimler o damla suda birleşti. Mavi gezegenin üstü iki hidrojen bir oksijen desenli o eşsiz kaftanla bezendi. Önce her tattan ve her renkten meyveler ekildi. Bütün yeryüzü çeşit çeşit yapraklı rengârenk çiçeklerle döşendi. İrili ufaklı binbir cinsten ağaçla toprağa destek verildi. Nebatatın tamamı canlı cansız bil cümle varlığa hediye edildi. Kuşu, böceği, kelebeğinden devasa cüsseli dinozorlar bile ilkin tabiatın eşsiz sofrasındaki bu yeşil tabaktan beslendi. Sonra insan geldi. İlk insandan buyana katrilyon damlalar katrilyonları var etti. Ota, kuşa, böceğe ve hatta insana bile hayatı su getirdi.

Ölümü de, yaşamı da bir damla suda bulduk. Doğarken de, ölürken de suyla yıkanıp maddi ve manevi kırlerimizden arındık. Allah, Tufanda Nuh’a ödül, kavmine ise gazabı sayısız damlacıkla verdi. Zift kaplı sepetle Musa’yı Nil’in bulanık dalgalarıyla hükümdar bir peygamberliğe eriştirdi. Suya duyulan istekle Yusuf’u kör bir kuyuya indirdi. Susuz kuyu ona yolculuğunda büyük bir hizmet etti.

Yeryüzü şekillendi, her gün her saniye yeniden desenlendi. Su aktıkça dağlar, ovalar, uçurumlar, yollar ve hatta kıtalar resimlendi. Su aktıkça, peşinden hayatı da sürükledi. Mikrop ve hastalığı yaşamımızdan söküp aldı. Aklık ve temizliğin ilk ismi oldu. Hatta dünyamızı tanımamıza Kristof Kolomb gibi maceracı ruhlu azimkâr insanlar vasıtasıyla yardım etti. İlk buğdayı öğütürken insan, bir ırmağın debisinden istifade etti. Kıtalar arası seyahatlere, milyon ton ağırlığındaki gemilerin göğsünü yırta yırta gitmelerine bile aldırmadan müsaade etti. Sayısız umut dolu yürekleri, umudun sınırsız topraklarına bir pervane yardımıyla taşıdı. Una katıldı ekmek, formülasyonla nice çaresize tüpte merhem, şurup ya da rengârenk haplarla şifa oldu.

Devamını Oku