Ali Lidar Şiirleri - Şair Ali Lidar

Ali Lidar

Rakı içmeye çıktım akşam. Tek başıma. Gittiğim mekanın sigara içilen dış tarafına oturdum. İçerde sigara içilmiyor malum. Oturdum içiyorum. Bir süre sonra bi abi çıktı dışarı. Her yer dolu. Masama sokulup “Oturabilir miyim? ”, dedi. “Tabi abi”, dedim, “otur.” Oturdu. Konuşmadık başka bi şey. O sigarasını içti ben de sigaramı ve rakımı. Derken piyangocu geldi. Büyük ikramiye anasının.mı trilyon veriyormuş bu yılbaşı. Abi yüz tane çeyrek bilet aldı. 1250 lira yapıyor. Saydı parayı, aldı biletleri. Piyangocu uzaklaşınca dayanamayıp sessizliği bozdum. “Abi” dedim “neden o kadar bilet aldın? ”
“Çok para lazım yeğenim! ” dedi. Dedim “abi çıkmaz ki sana çok para.” Ki zaten biletler için verdiği para bile bence çok para ya, neyse. Çıkmaz yani çok para. Bu güne kadar selam verdiğim hiç kimseye çok para çıkmadı. Sorun sende değil abi, sorun bende demek istedim. Diyemedim.. “N’apçan abi o kadar çok parayı? ” dedim gayrı ihtiyari..
Yüzüme baktı. Sadece baktı uzunca müddet. Sonra anlatmaya başladı. Karısından iki sene evvel boşanmış. Kadın çocuğunu da alıp Almanya’ya gitmiş sonra, babasıgil ordaymış. Velayeti anneye vermiş mahkeme. O gün bu gündür de göremiyormuş abi kızını. Falan filan işte…
“Eee abi” dedim, “kızını görmek senin en doğal hakkın. Bunun parayla pulla ne alakası var? Bilet almaya harcadığın parayla uçak bileti alsaydın gider kızını görürdün..”
“Çok biliyon artist” dedi bana ve hışımla kalktı gitti masamdan. O andan bu ana kadar da kendimi yiyip bitirmeme neden oldu. Ayıp ettim abiye. Belli ki uçak bileti parasıyla halledemediği için meseleyi çok para istiyordu abi. Ve başka çaresi olmadığı için belki de, bütün parasını piyango biletine yatırdı. Oturduğum yerden, gördüğüm ve dinlediğim kadarıyla ahkam kesmek kolay dedim sonra kendime. Kendime kızdım. Sonra Eskişehirspor’un kupa maçı başladı. Maça daldım abiyi de kızını da unuttum. Sonra maç bitti. Sonra biraz daha içtim. Sonra az şiir okudum, az yürüdüm, eve geldim, bi bira açtım. Sonra abiyi hatırladım tekrar. Sahi, abi çok para çıkarsa n’apacaktı acaba?

Devamını Oku
Ali Lidar

Kandırdılar bizi resmen, ağzımıza sıçtılar.
Sesimizi çıkarmadık.
Uslu çocuk ol dediler, uslu olduk bizde.
Ee hani, şirinler nerde?
Kalemden mendilden geçtim zippomdan kan damlıyor.
Muhabbet kuşumuz öldü babam yenisini almıyor.

Devamını Oku
Ali Lidar

"Ne senin güldüğün var ne de beni
Daha geniş bir salona aldılar.."

Rötarlı Şiir

Uzanayım iyi eğitimli bir karyolaya

Devamını Oku
Ali Lidar

Sığınabileceğim bir yenilgi bile yok. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Keşke büyük yanlışlar yapsaydım sana. Yanlışlıkla başlamıştı oysa hikaye. Sonra ben her şeyi doğru düzgün yapmaya çalıştım. Düzgün bir adam olayım istedim ilk kez. Öyle şeyler yapayım ki benimle gurur duy. Kafan hiç karışmasın, bir an bile tereddüt etme. Olmadı.. Benim kendimde beğenmediğim ne varsa seni onlar baştan çıkarmış meğer. Ben derleyip toparladım derken kendimi, "sen artık başka biri oldun" dedin ve gittin. Büyük kavgalar etseydik keşke seninle. Küçük tartışmalarla törpüleyip bütün öfkemi, yordum başından beri kendimi. Sonra asıl meseleye geldik. Ama benim kavga edecek gücüm kalmamıştı. Ben sustum, sen gittin. Günün birinde alıp başını gideceğinden çok korktuğumu söylemiş miydim sana? Ama sen zaten biliyordun bunu, bildiğin halde gittin. Rüya'ya da en çok ölümden korkutuğumu anlatmıştım. O zamanlar ölümden korkuyordum ben. O da bunu bildiği halde öldü. Tabi bu ölümün hesabını soramadım kimseden. Senin gitmene de karşı çıkamadım. Ve sen benim sana karşı çıkamayacağımı, çünkü bunu beceremeyeceğimi biliyordun. Beni yalnız bıraktığın için fazla üzgün de görünmüyordun. Ölenlerin, yaşadıkları için yaşayanlara acımadığı gibi.. Yaşayanlar ölenlerin arkasından üzülür mü yoksa utanır mı merak etmişimdir hep. Sanki ölenin arkasından yaşamaya devam edenler kimseye belli edemedikleri bir utanç içinde gibidirler. Mezarlık ziyaretlerinin olabildiğince seyrek ve kalabalık yapılması da bununla ilgili sanki.Utançlarını kalabalık içinde saklamaya çalışıyor gibiler. Sen öldün.. biz yaşıyoruz.. aslında çok üzgünüz.. Ama hayat devam ediyor -uykumuz geliyor-karnımız acıkıyor-sevişmek istiyoruz- para kazanmamız lazım.. Tıpkı bir zamanlar seni sevdiğimiz gibi sevdiğimiz başkaları var artık hayatımızda. Seni unutmadık. Ama fırsat bulamıyoruz bir türlü gelmeye...
Vazgeçtim artık doğru düzgün bir adam olmaya çalışmaktan. Rüya öldü.. Sen gittin.. ben.. kaldım.. İkinize de engel olamadım. Şimdi çok üzgünüm desem.. Ya da demeyeyim en iyisi bir şey, boşver..

Devamını Oku
Ali Lidar

Başkalarının elleri hep gözlerimize takılan
başkalarının hayatlarında aklımız
başka kimse yokken yanımızda
hayat ısrarla sokarken bizi her fırsatta yerin dibine
ikimiz müşterek bir set yapıp naylondan
ve yıkılacağına aldırmadan her tehlikeye gülümseyip

Devamını Oku
Ali Lidar

hep bir ağızdan bağırsak suçsuzluğumu
tabiat ve ortasında dikilip
küfrettiğim bu çağ!
ah ki yazık ne çok apartman her yer
kapı önlerinde mutsuz izmaritler
ben bu gece burada

Devamını Oku
Ali Lidar

Ama bu işte çok ciddi bir haksızlık vardı ve malesef senin hiç kabahatin yoktu. Seni orada öylece gördüğümde hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağını anladım. Tanrının varlığının kanıtı karşımda duruyordu işte. Otuz saniye içinde seninle evlenmek zorunda olduğumu fark ettim. Bir kaç dakika içinde de başka türlü yaşanamayacağından emin oldum. Hayır hayır, ilk görüşte aşk falan değildi bu. Bir kaç kere ilk görüşte aşık olduğum olmuştu geçmişte. Bu ilk görüşte mecburiyetti, ilk görüşte başka tüm görüş açılarının hükümsüzleşmesiydi, olası bütün başka ihtimalleri ortadan kaldıran ilahi bir karşılaştırmanın tezahürüydü senin karşıma çıkman. İsmini bile bilmiyordum henüz ama o an bu dünyanın en önemsiz ayrıntısıydı. Farketmezdi çünkü ismin her ne idiyse dünyanın en güzel ismiydi kesin. Başka bütün isimler, başka bütün kadınlar çirkindi artık. Karakterimi ve ruhumu öylece avuçlarına bırakmalıydım. Tek başına oturuyordun, herhangi bir şey yaptığın yoktu. Kitap da göremedim masanda. Belki de okumaktan pek hoşlanmıyordun. O an elimdeki kitaba nefret dolu bir bakış fırlattım, madem sen kitap okumayı sevmiyordun, tamam ben de bir daha elime kitap falan almazdım. Yeşil bir parka vardı üzerinde. Solcu muydun yoksa? Ben de olurdum, iki dakikada dünyanın en ateşli devrimcisi olurdum. Seninle eylemlere giderdik sen en önde yürürdün ben de hemen yanında. Tehlike sezersem miniminnacık canımın içi ellerinle tuttuğun pankartı usulca alıp sopasını çıkarır, senin canını yakma ihtimali olan polisaskerzabıtahalk v.s güruhuna kahramanca saldırırdım. Belki de ilgin yoktu böyle şeylerle. Benim de olmazdı. Artık olmazdı. Toplumsal duyarlılıkların canı cehenneme, eğer istersen senden başka hiçbir şeyi düşünmezdim. Alış veriş delisi tüketim çılgını hoppa bir oportinisttin belki. Ne güzel.. Ömrümü ve kredi kartlarımı seni mutlu etmek için ayaklarına sererdim. Sana çanta alırdım sen rengini beğenmez surat yapardın sonra gidip başka renginden alırdım yarı yolda ya bunu da beğenmezse sevdiceğim diyerek geri döner her renginden alırdım. Arkadaşlarımla görüşmemi istemeyebilirdin. Hakkın, ben de zaten onlarla görüşmek istemiyor olurdum, artık sıkılmış olurdum onlardan, bütün dünyayla bağımı kesmeye hazırdım.. Muhakkak evlenmemiz lazımdı. Aksi halde insan ırkını büyük bir tehlike bekliyor olurdu. Beş dakikadan fazla zaman geçmişti ve ben geleceğimizle ilgili pek çok ayrıntıyı planlamıştım. Tanışmak dışında hiçbir engel kalmamıştı önümüzde ama bu kadar şeyi hallettikten sonra elbet tanışırdık da. Tanışırdık sonra da gidip bir yerlerde evlenirdik. Akıllı bir kadın olduğun o kadar ortadaydı ki buna karşı çıkacağın benim zavallı aklımın ucuna bile gelmiyordu. Bir ara çantandan sigara çıkardın ve yaktın. Allahım, bir sigara nasıl böyle güzel tutulur. Hani zararlıydı sağlığa. O ellerin tuttuğu her şey ömre ömür katardı. Ellerinle kutsadığın bir nesne nasıl zarar verebilirdi herhangi bir şeye. Tek bir hareketinle bütün bir sigara sektörünü aklayıp masumlaştırdın sen orada. Sonra garsona seslendin ve çay istedin. Çocuğu oracıkta öldürebilirdim. Neden seni yormuştu? Sen istemeden getirseydi ya çayını? İnsanların kalanının ne kadar aptal olduğunun kanıtı değil miydi işte bu hareket. Ben mesela garson olsaydım, sen içmek istediğin şeyi içinden geçirir geçirmez masana bırakmış olurdum. Bunu nasıl yapardım açıklayamıyorum şimdi sana ama Allah bana kesin yardım ederdi. Sen de ederdin.. Parmağında yüzük yoktu. On dakikadır telefonla da konuşmamıştın. Hatta saate bakmak için bile telefonunu çıkarmadın. Belki cep telefonun bile yoktu. Cep telefonunun canı cehenneme. Hemen yerimden kalkıp telefonumu porsuğa fırlatmak istedim, ama senden o kadar uzaklaşamazdım. Çaresizce cebimin en uzak noktasına atıp kendisiyle ilgili parçalayıcı eylem planımı sonraya erteledim. Onbeş dakika olmuştu tam. Ve birden içime bir sızı çöktü. Ya sıkılıp kalkarsan! ! Belki işin vardı, bir çay içip kalkmak üzere oturmuştun ve malesef çayın bitmek üzereydi. Allah o çay bardaklarının belasını versin. O kadar küçük olmak zorunda mıydılar? Neden şöyle iki litrelik ince belli çay bardağı üretmezdi ki embesil çay bardağı üreticileri. Sen şimdi çayını bitirip kalkıp gidersen, ben bütün çay bardağı fabrikalarını kundaklamaz mıydım? Yok yok, bu korkuyla yaşanmazdı. Artık harekete geçmeliydim. Yavaşça yerimden kalkıp sana doğru yürümeye başladım. Ne söyleyeceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu ama emindim allah bana yardım ederdi. Masana yaklaştım, yaklaştım, yaklaştım.. merha.. dedim.. ba diyemedim. Ben ba demeden sen ötmeye başladın. Evet evet, ötüyordun. Gözlerimi açtım.. Saat yedi.. Telefonumun alarmı.. Hay sokayım böyle işe.. Rüyaymış.. Allahım! ! Bari bana seslenmesine izin verseydin öyle öttürseydin sıçtığımının telefonunu. Adını öğrenseydim bari.. Artık varlığından emin olduğum hayatımın kadınını ismini bilmeden nasıl arayacağım sokaklarda? ? Telefonumu elime aldım.. Porsuk da çok uzak. Allah kahretsin dedim.. Kalktım…

Devamını Oku
Ali Lidar

Ucuz hayatların anlatımı da ucuz oluyor
Al sana pulp mı pulp fiction ister oku ister ağla
Aklımda sen de olsa yanımda hep başkaları
Kendi iradesini dayatıyor işte hayat
Ve galiba haklı Sören Kierkegaard! !

Devamını Oku
Ali Lidar

Ucuz hayatların anlatımı da ucuz oluyor
Al sana pulp mı pulp fiction ister oku ister ağla
Aklımda sen de olsa yanımda hep başkaları
Kendi iradesini dayatıyor işte hayat
Ve galiba haklı Sören Kierkegaard! !

Devamını Oku
Ali Lidar

Adını verdim sol tarafımdaki ağrıya
Kötü bir şey demek değil bu kötü bir şey değil
Kötü bir şey değil bu şikayet etmiyorum
Bekliyorum..

Sual olunmaz hikmetinden meleklerin

Devamını Oku