Ali Lidar Şiirleri - Şair Ali Lidar

Ali Lidar

Alçıdan özet çıkardım geçip giden gençliğime
Kırlangıçlara üzülmüşüm bak kasınca aklıma geldi
Dün seviş bugün el ol mesela ne garip değil mi hayat?
Şanzelize’de değil belki, Kızılcıklı Caddesinde
Küçük şeyleri düşünüp ciddi kavgalar etmiştik
Yeterince rakı yok şimdi detayına giremiyorum

Devamını Oku
Ali Lidar

bir insanın ötekini sevmesi
bu kadar zorken -içimizden geçen- bu çağda
ben kalktım seni sevdim bir anlamı olmalı
sen yokken ben hayallerinin boyu
şarap rezervine endeksli bir adamdım
vazgeçmişken içinden aşk geçen her şeyden

Devamını Oku
Ali Lidar

Ömrüm şimdi ilk kez gittiğim bir şehrin
Kamil Koç bekleme salonunun televizyonundan
Otobüs geldiğinde yarım kalacağını bile bile
izlediğim bir film..

Nasıl da dışardan bakıyorum kendime

Devamını Oku
Ali Lidar

Ruhumu ihbar ediyorum çiğnediğim çimenlere
Ve pes ediyorum peşinden, bıktım, oynamıyorum
Takıldığım yerine hayatın, siyah bir ayraç koyun
Sizden bana hayır yok, kuşlara gidiyorum..

Devamını Oku
Ali Lidar

Rakı içmeye çıktım akşam. Tek başıma. Gittiğim mekanın sigara içilen dış tarafına oturdum. İçerde sigara içilmiyor malum. Oturdum içiyorum. Bir süre sonra bi abi çıktı dışarı. Her yer dolu. Masama sokulup “Oturabilir miyim? ”, dedi. “Tabi abi”, dedim, “otur.” Oturdu. Konuşmadık başka bi şey. O sigarasını içti ben de sigaramı ve rakımı. Derken piyangocu geldi. Büyük ikramiye anasının.mı trilyon veriyormuş bu yılbaşı. Abi yüz tane çeyrek bilet aldı. 1250 lira yapıyor. Saydı parayı, aldı biletleri. Piyangocu uzaklaşınca dayanamayıp sessizliği bozdum. “Abi” dedim “neden o kadar bilet aldın? ”
“Çok para lazım yeğenim! ” dedi. Dedim “abi çıkmaz ki sana çok para.” Ki zaten biletler için verdiği para bile bence çok para ya, neyse. Çıkmaz yani çok para. Bu güne kadar selam verdiğim hiç kimseye çok para çıkmadı. Sorun sende değil abi, sorun bende demek istedim. Diyemedim.. “N’apçan abi o kadar çok parayı? ” dedim gayrı ihtiyari..
Yüzüme baktı. Sadece baktı uzunca müddet. Sonra anlatmaya başladı. Karısından iki sene evvel boşanmış. Kadın çocuğunu da alıp Almanya’ya gitmiş sonra, babasıgil ordaymış. Velayeti anneye vermiş mahkeme. O gün bu gündür de göremiyormuş abi kızını. Falan filan işte…
“Eee abi” dedim, “kızını görmek senin en doğal hakkın. Bunun parayla pulla ne alakası var? Bilet almaya harcadığın parayla uçak bileti alsaydın gider kızını görürdün..”
“Çok biliyon artist” dedi bana ve hışımla kalktı gitti masamdan. O andan bu ana kadar da kendimi yiyip bitirmeme neden oldu. Ayıp ettim abiye. Belli ki uçak bileti parasıyla halledemediği için meseleyi çok para istiyordu abi. Ve başka çaresi olmadığı için belki de, bütün parasını piyango biletine yatırdı. Oturduğum yerden, gördüğüm ve dinlediğim kadarıyla ahkam kesmek kolay dedim sonra kendime. Kendime kızdım. Sonra Eskişehirspor’un kupa maçı başladı. Maça daldım abiyi de kızını da unuttum. Sonra maç bitti. Sonra biraz daha içtim. Sonra az şiir okudum, az yürüdüm, eve geldim, bi bira açtım. Sonra abiyi hatırladım tekrar. Sahi, abi çok para çıkarsa n’apacaktı acaba?

Devamını Oku
Ali Lidar

Kandırdılar bizi resmen, ağzımıza sıçtılar.
Sesimizi çıkarmadık.
Uslu çocuk ol dediler, uslu olduk bizde.
Ee hani, şirinler nerde?
Kalemden mendilden geçtim zippomdan kan damlıyor.
Muhabbet kuşumuz öldü babam yenisini almıyor.

Devamını Oku
Ali Lidar

"Ne senin güldüğün var ne de beni
Daha geniş bir salona aldılar.."

Rötarlı Şiir

Uzanayım iyi eğitimli bir karyolaya

Devamını Oku
Ali Lidar

Sığınabileceğim bir yenilgi bile yok. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Keşke büyük yanlışlar yapsaydım sana. Yanlışlıkla başlamıştı oysa hikaye. Sonra ben her şeyi doğru düzgün yapmaya çalıştım. Düzgün bir adam olayım istedim ilk kez. Öyle şeyler yapayım ki benimle gurur duy. Kafan hiç karışmasın, bir an bile tereddüt etme. Olmadı.. Benim kendimde beğenmediğim ne varsa seni onlar baştan çıkarmış meğer. Ben derleyip toparladım derken kendimi, "sen artık başka biri oldun" dedin ve gittin. Büyük kavgalar etseydik keşke seninle. Küçük tartışmalarla törpüleyip bütün öfkemi, yordum başından beri kendimi. Sonra asıl meseleye geldik. Ama benim kavga edecek gücüm kalmamıştı. Ben sustum, sen gittin. Günün birinde alıp başını gideceğinden çok korktuğumu söylemiş miydim sana? Ama sen zaten biliyordun bunu, bildiğin halde gittin. Rüya'ya da en çok ölümden korkutuğumu anlatmıştım. O zamanlar ölümden korkuyordum ben. O da bunu bildiği halde öldü. Tabi bu ölümün hesabını soramadım kimseden. Senin gitmene de karşı çıkamadım. Ve sen benim sana karşı çıkamayacağımı, çünkü bunu beceremeyeceğimi biliyordun. Beni yalnız bıraktığın için fazla üzgün de görünmüyordun. Ölenlerin, yaşadıkları için yaşayanlara acımadığı gibi.. Yaşayanlar ölenlerin arkasından üzülür mü yoksa utanır mı merak etmişimdir hep. Sanki ölenin arkasından yaşamaya devam edenler kimseye belli edemedikleri bir utanç içinde gibidirler. Mezarlık ziyaretlerinin olabildiğince seyrek ve kalabalık yapılması da bununla ilgili sanki.Utançlarını kalabalık içinde saklamaya çalışıyor gibiler. Sen öldün.. biz yaşıyoruz.. aslında çok üzgünüz.. Ama hayat devam ediyor -uykumuz geliyor-karnımız acıkıyor-sevişmek istiyoruz- para kazanmamız lazım.. Tıpkı bir zamanlar seni sevdiğimiz gibi sevdiğimiz başkaları var artık hayatımızda. Seni unutmadık. Ama fırsat bulamıyoruz bir türlü gelmeye...
Vazgeçtim artık doğru düzgün bir adam olmaya çalışmaktan. Rüya öldü.. Sen gittin.. ben.. kaldım.. İkinize de engel olamadım. Şimdi çok üzgünüm desem.. Ya da demeyeyim en iyisi bir şey, boşver..

Devamını Oku
Ali Lidar

Başkalarının elleri hep gözlerimize takılan
başkalarının hayatlarında aklımız
başka kimse yokken yanımızda
hayat ısrarla sokarken bizi her fırsatta yerin dibine
ikimiz müşterek bir set yapıp naylondan
ve yıkılacağına aldırmadan her tehlikeye gülümseyip

Devamını Oku
Ali Lidar

hep bir ağızdan bağırsak suçsuzluğumu
tabiat ve ortasında dikilip
küfrettiğim bu çağ!
ah ki yazık ne çok apartman her yer
kapı önlerinde mutsuz izmaritler
ben bu gece burada

Devamını Oku