Ciddiyet, bulunulan yeri ya da zamanı ölçmekten ziyade; daha çok, kişinin, bulunduğu çevrenin nabzını yoklayış tarzıyla yakından ilgilidir bence …
Çocukları ciddi yapmayın, sadece onları kendi haline bırakın! Göreceksiniz, sigara içmeyecekler …
Akın Akça (29 ağustos 2004 Pazar)
---
Düzgünleşen bir aygınlıktaki bakışta
mermerden yapılma bir tahtasına konuyor
dev satranç partisinin keskin kedilerin, alisin.
Kanla, aşk ve ötesinde sevgi
yazılan duvar arkadaşlığa renk verse
aşk da kolaydır artık her zaman temeldeki her şey’de.
Regula katmerosis!
Gelinen cennetin koynu bahçeli evde
keman kız kemancı kız
mı yaşıyor, omzunda kırmızı kalpleri sayan?
Cennet bahçesi devamında …….
iktidar başkalaşımı değil
ama sadece savunuyor kendi tezini görsel medya,
ve işin garibi haklı da. (!
i.Gök-köprü Kuşağı
Efervesan tabletler gibi, kah susan kah da yarı sorgulayan gibi hastaneler doğdu- hastalananları iyi etmeye çalışan- ziyaretçisi gelen adamın para saymaya veznelerinden birinde durma’ya beklediği, bekletildiğive ya da kan vermesi için gönderildiği bir ücra mevkide, sınıf gibi bir yerde, hemşirelerin toplum hemşireleri’nin hemşeri ve tan ağartısında tan ağartısına az kala-alakası nezareti’nde… Bitki labirentine girince yollar açıldı, öylesine sessiz, öylesine duyarsız, öylesine duyarlı ve öylesine çalgıcı; yapraklar uçarı, yapraklar duyarlı. Rüzgar geçti geldi bir delişmenlikte, görünen-görünmeyen her şeyi önüne katarak tekrar sessizliğine karıştırdı: Bir büyük kalabalık dolaşıyor beyaz duvarların beyaz gömleklilerinin arasında; onlar her yerde o dev duvarlar içinde, ama orda burada, hepsi de bir umutla gelmiş işte.
Yürüdükçe gök kuşağı üzerinde, bir köprü oluştu. Yürümeden önce böyle bir şey yoktu, yürüdükten sonra bunlar oldu. Gökler açıldı, ve bir inci boy verdi. Sanırsınız Dedem Korkut, Başat gerçekte nedir, kimdir, nerdedir görmedim ama Tepegöz herhalde şu inci tanesi olmalı. Belki de sapanlı çocuk da onun bekçisi midyesidir kendisinin. Böyle ince bir tül perdesiyle örtülüyken yarlar üstündeki uzak balkonların birinde bir erken-sabahlıkla, tatilci otelin nüve gözü’nde; yürüdükten sonra adım adım karar kılındı o köprünün nasıl geçileceği…
…
Ve, şaltere inen bıçkılar zorlar hengamemizi! ...
: Şaltere inen bıçkılar zorlar dirilişlerimizi. *
Ve şaltere inen bıçkılar zorlar da yitiş gidişlerimizi! ...
İpler geriyorlar Jon F. Coffey,*
gözüne gözüne!
___Hiç ses çıkartmayacak mısın?
Onu öldürüyorlar,
ama hayatı yaşamayı seçmek ister.
ışıklı yol kumrusu
ne kadar sarmışsın
o dönen kollar
nereye varır?
içten içe
merkeze doğru...




-
Nilgün Budak
-
Aynur Özbek
Tüm Yorumlaryeni tanımaya başladığım bi kimlik.. şiir başlıklarını ilginç buluyorum. konular da öyle.. edebi yorum yapmak istemiycem bi şair gibi geldi şimdilik bana. çünki edebi olmak amacıyla yazmıyor sanki.. derdi içini dökmek, derdi bilgileri ve ideallerini paylaşmak gibi geldi.. eh.. şimdilik bu kadar.. se ...
KARMAŞANIN ŞAİRİNE;
Yaşam pek çok farklı gibi görünen alanıyla bile birbiriyle ilintilidir. Senin pek çok farklı ürününde (şiir ve deneme yazılarında) bu bakışı kavrayabilen bir yerden ele aldığın, konuları böylesi bir mercekten bakarak gözden geçirdiğin, olguları birbirine katıp sonra yenid ...