Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

ÇILGIN İNSANLIK

İnsanlık bu kadar hiç çılgın olmamıştı. Bu denli egoist, bu denli hodbin, bu denli hedonist hiç olmamıştı insanlık. Hiç bu kadar gasıp, hiç bu denli zalim, hiç bu denli gaddar olmamıştı, olamamıştı insanlık. Yavrularını diri diri gömerken bile bu kadar acımasız değildi.
İnsanlık artık ölçüsünü kaybetti. Kendini kaybetti, kendinden geçti, insanlığını kaybetti insanlık. Her şeyimizi kaybettik biz. İnsanlığımızla beraber tüm değerlerimizi kaybettik. Erdemlerini kaybetti insanlık. Kabil ’in öz kardeşini bir kız uğrun, öz kardeşi olan kız uğruna katletmesinden sonra insanlık Allah’tan ve onun iradesinden ayrı bir yola koyuldu ve iki yolda ilerledi: birisi hak yol ki adı sırat-ı müstakimdir. Öbürü doğru yola aykırı giden, şeytan igvasına kapılanların yoludur.
İşte şeytan saltanatını kurmuş, tüm dünyada hakimiyetini ilan etmiştir. Bu hakimiyet o kadar büyük boyutlardadır ki Müslüman dünyasını ümidini kaybedecek duruma düşmüş, düşmanlarından yardım istemeye ve onlara yataklık yapmaya varmıştır.
Bu insanlıkla beraber Müslümanlığın da tereddiye uğradığı, insanlıkla beraber Müslümanların da alçalmaya başladığı noktadır. İşte bu noktada gelecekten ümitvar olmak zor görünmekte, Müslüman dünyasını karamsarlığa itmektedir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

EĞİTİM ÜZERİNE YAZILAR

Eğitimde yapılan yanlışlar
2
Eğitimi allak bullak eden değişiklikler, denenmeden yapılan değiştirmelerdir. Bu tür değişikliklerle yazboz tarlasına döndürülen eğitimden iyi bir sonuç beklemek hayal. Birkaç başıbozuk bürokrat ve bakanlıkta kendini göstermek isteyen akıl danelerin, bol maaşlı uzmanların işin mutfağından uzak, hiçbir ön araştırma yapmadan aldıkları kararlar eğitimi bir uçurumun kenarına sürüklemiş, oradan aşağı yuvarlamak için fırsat kollamaktadır.
Siyasetin de parmak attığı bir alan olan eğitim bir milletim kaderiyle oynamaktadır. Siyasiler, karanlık odaklar, kendini bilmez bürokratlar, burnu düşse almayan uzmanlar eğitimi felç etmekten başka bir şey yapmıyorlar aslında. Bütün bu çok denklemli etkilerin allak bullak ettiği eğitim bu gün ortadan kalkmak üzere felçli bir hastadır, ona yapılan her yanlış müdahale sonunu hazırlamaktadır.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Eğitim Üzerine Yazılar 4


DERSHANE VE OKUL ARASINDA EĞİTİM


Devamını Oku
Ahmet Kemal

Eğitim Üzerine Yazılar

KIZLI ERKEKLİ EĞİTİM

1

Devamını Oku
Ahmet Kemal

ŞİİR OKURUNA NOTLAR
4

Gizli Kapı Üzerine:,

Bu kitap nereden doğdu? Daha önceleri bu şiir dilinin ipuçları bazı şiirlerimde ortaya çıkmaya, ilk işaretleri görülmeye başlamıştı. Ramazan Konuşmaları ve şimdi hatırlayamadığım bir çok şiirde bunun ipuçlarını görmeye başlamıştım.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

EMPERYALİZMİN SON OYUNU

3

Kirli İlişkiler:

Devamını Oku
Ahmet Kemal

OKURUMA NOTLAR
1
SEVGİLİ okurum; seni ne kadar sevdiğimi bilirsin. Bir yazar için en sevgili şeyi okurudur. Bir öğretmen için öğrencisi, baba için çocukları, usta için çırağı- bunu söz gelimi söyledim bu konuda kanıtım yoktur- işte sen benim en kıymetli şeyim, en değerli varlığın, iki gözüm, canım, cananım, biricik varlığım, her şeyim.
Her şeyi sana açıklayacağım. 40 senelik yazarlık hayatımda senden başkası için bir şey yapmadım. Hep senin için yaşadım, senin için düşündüm, senin için kaygılandım. Senin için yaptım ne yaptımsa. Senin için okudum, senin için yazdım.
Ben seni tanımam belki ama arada derede izlerini, benzerlerinin yüzlerini görürü dururum. Bazen öğrencimsin sen benim, bazen hiç yüzünü görmediğim bir hayranımsın.
Her ne kadar seni tanımıyorsam da kendimi sana tanıtmak emelindeyim. Ben 1956 ‘da İzmit’te doğdum. 9 çocuklu ailenin 3.cü çocuğuyum. Ölüleri sayarsak 11 kardeşiz. İkisi ölü olan abilerimi sayarsak 11 kardeşiz. Birinin ismini ben aldığıma göre ben yaşamayan birinin yerine yaşayan bir zavallıyım. Ben aslında başkasının yerine yaşayan biriyim. Bana doğduğumda Ahmet ismini vermiş ebem. Ebem dedim de annemin babaannesi mübarek bir kadın. Çok severdim onu. Melek gibi bir kadındı. Çocukluğumda ara sıra görürdüm onu. Dedemin evine gelirdi.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

KAYBOLAN GENÇLİK

Bu gençlik ellerimiz arasından kayıyor. Mustafa Miyasoğlu’nun romanındaki ‘Kaybolmuş Günler’ aslında kaybolmuş gençliktir. Anne babası Müslüman ve mütedeyyin olduğu halde çocuğu kumarcı, içkici, esrar ve eroin kullanıcısı, hatta ateist olan bir gençlik kesimi oluşuyor.
Laiklik adı altında ladini bir eğitim alan bu nesil, gitgide yozlaşıyor, bozuluyor, temel değerlerini alamadan hüda-i nabit gibi yetişiyor. Bu köksüz yetişen gençlik ülkenin geleceğini tehdit diyor. Tehlike çanları çalıyor artık. Bu çanlar bizim için çalıyor. Hele hele ekonomik kalkınma ile birlikte zenginleşen toplum git gide manevi değerlerini kaybediyor. Bekaret kontrolü yaptırmak isteyen anne katlediliyor. Harçlık vermeyen baba oğlu tarafından acımasızca öldürülüyor.
O halde ne yapmalı. Bir yandan eğitim ve öğretime bir çekidüzen verirken diğer yandan sivil toplum kuruluşları belediyelerle el ele vererek genliğe eğilmeli, onu ahlak ve maneviyat dairesine alacak çalışmalar yapılmalıdır. Çare burada. Aksi halde iş işten geçmiş olacak atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş olacaktır.
Maalesef sivil toplum kuruluşları belli kişilerin egosunu tatmin etme aracı olmuş, enerjisini boşa harcamakta, beride büyük bir genlik kitlesi heba olmaktadır.

Devamını Oku