Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

HALİME HALİME BENİ UYANDIR

Halime Halime beni uyandır
Bu çocuk berekettir diyorum
Evimizin göz nuru gururu
Onunla doğruldu belimiz

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Mukaddime
- Haşim’e nazire-
Aşkın kuşları var bahar göklerinde uçar
Gelir başıma konar
O beni tanır o beni sever
Ben şıpsevdiyim

Devamını Oku
Ahmet Kemal

BENİ BİR BEBEK GİBİ SEV ANNE

Beni bir bebek gibi sev anne
Sırtımda ihanet sancısı var anne
Zaman dar ölüm yakın
İsa zeytin altında büyür

Devamını Oku
Ahmet Kemal

DENİZDEN TAKİP EDİLİYORUM

Denizden takip ediliyorum
Dualarla ve inanç yolunda
Bir kişi alnını karışlayarak
Kadınlar ve erkeklerle beraber

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Demir çarıklarımı ver gideyim
Bunlar benim değil Bişr-i Hafinin

İçimin yollarından gider
Geçer gider geçer gider
Kutlu kentin yolları

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İSTEK

Allah’a gitmek istiyorum çocuğum
Bu dur durak bilmeyen kargaşada
Allah’a gitmek istiyorum çocuğum

Devamını Oku
Ahmet Kemal

10.07.13 ÇARŞAMBA

Hiçbir yere gitmeyeceğim. İzmit’e gidip gelmekten bıktım. Oruçlu halimle anlamsız bir eyleme gibi geldi bana. Nereye gideceği camiyse cami burada da var.
Yine orucu uykuya tutturduk. Sevabını rüyada mı göreceğiz acaba? Havalar iyi sayılır. Hafif hafif eserek serinletiyor bizi.
İftar sofraları kuruluyor. Belediye her gün bir mahallede birlikte iftar yapmanın zevkini tadıyorlar. Dernekte biz de iftar ettik. Güzel bir muhabbet oldu. Akşam da baraja çıktık. Arap turist Mahmut Bey de orada. Tanıştık. Biraz konuştuk. Çay içtik. Teravih kıldık. Çocuklar havuza giriyordu. Tesislerin sahibiyle oturduk. Bizi davet eden arkadaş hesabı ödemek istedi. Kabul etmedi.
Mahmut Bey Kuveytli. Hac işi yapıyor. Tesislerin sahibi o. Kuveyt’e Mahmutlara misafir gittiklerini anlatıyor. Onların cömertliklerini saya saya bitiremiyor.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

11.06.13 SALI
Dersler bitti, öğrenci yok. Bir sınıftan bayağı öğrenci gelmiş, ama onların da ders yapmaya niyeti yok. Yalnız Doğan Bey laboratuvarda bir şeyler yapıyor onlarla.
Biz defterleri yazıyoruz. Yazılı kâğıtları teslim ediliyor, raporlar yazılıyor. Ders kesimi kulüp raporları vs.
Geçen seneki kulüp raporunda biraz değişiklik yaparak çıktı aldım.
Hava sıcak mı sıcak. Benim dersim saat 11 de. Çorba içtim çıktım. Gazetemi aldım yolda okuyup bitirdim. Yine gezi olayları yine yorumlar. Bazıları hükümetten yana bazıları karşı. Çok sesli bir gazete bu.
Tansiyonum düşüyor az da olsa. Hep bu bayırda. Öğrenilmiş çaresizlik mi bu acaba. Taşınınca arabamla çıkacaktım bu bayırı diyorum kendi kendime, ama tayinim çıktı. Yılan çıkar diye korkuyorum buradan inerken fazla sıcaklarda. İki kez yılan gördüm burada biri ölüydü yol ortasına atmışlar öbürü canlı. Karşıdan karşıya geçiyordu.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

21.03.13
Tayinimle ilgili işlemleri yapıyorum. Havalar çok sıcak. Bazen esmiyor değil. Onu Allah’ın lütfu olarak görüyor seviniyoruz. Elimde şişe suyu içerek geziyor. Haksız bir tayin bu. Fen Lisesine tayinim bundan 3,5 sene önce bir tuhaf tesadüf sonucu gerçekleşti.
Geçmişi de anlatmalı mıyım bilmiyorum. O zaman Yahya Kaptan Lisesindeydim. Oraya da İmam Hatip Lisesinden atanmıştım. İHL kadromuz usulsüz atama yüzünden Danıştay kararıyla iptal edilmişti. Buna da sebep bakanlığın yönetmeliğe aykırı atama yapmasıydı. Daha sonra yönetmeliği değiştirdiler ama bizi kapsamadı. Çünkü biz zaten Anadolu kadrosunda olduğumuz için başvurma imkânımız yoktu. Atamamız iptal edildiği halde göreve devam ediyorduk. Bakanlık hatasını kabul etmiyor görevimizi aynı kadroda sürdürüyorduk. Ne oldu da sonradan karara uymayı kabul etti bakanlık bilmiyoruz.
Olan bize oldu. Bir gün ansızın Milli Eğitim müdürü tercih yapmamızı emretti. Ben de başa Yahya Kaptan Lisesini tercih ettim.1,5 yıl sürdü buradaki görevim. Bir gün yine aniden Okul müdürü ‘size tayin hakkı verildi’ dedi. Ve Fen Lisesi maceram böyle başladı.
Ama orada da kalamadık. Daha tayinimizin birinci döneminin sonunda norm fazlası olmak varmış. Bu süper zekâlılar okulunda ilk şoku böyle yaşadık. Bir öğretmen ihtiyacı olduğu halde iki öğretmen tayin etmişlerdi. Ne oldu nasıl oldu anlayamadım. Nasıl bir entrika döndü bilmiyorum. Ben gittiğimde 3 branşdaşım vardı ben dördüncü oldum. 4 yıllık bu okulda her yıl 100 öğrenci alınıyordu.25 kişilik 4 sınıf var her dereceden. Etti mi sana 16. Her sınıfta 5 er saat dersten 80. Kişi başına düşen ders saati 20. İki öğretmen müdür yardımcısı oldu kısa zaman sonra. Onlar 6 şar saatten 12 saat ders aldılar geriye 68 saat ders kaldı. Onları iki öğretmen bölüştük.30 er saatten 60 saat derse girdik kalanı da fazladan idareci olan branşdaşlarımız aldılar. Bir öğretmen ihtiyacı doğdu. Ama baktık ki 2 göndermişler büyüklerimiz. Bir bildikleri vardır dedik boyun eğdik. Keşke eğmeseydin olduysa ondan sonra oldu.2. yıl 16’şar saatten 3 öğretmen dersleri bölüştük bunun böyle gitmeyeceği aşikârdı,
Bir öğretmen norm fazlası olacaktı. Turgay bey kıdemi benden eksik öğretmen olarak hep kendini norm fazlası sayıyordu. Norm fazlası kadrolarının ihtiyaç olan okullara gönderme emri gelmişti. Turgay beyi çağırdılar o doğru bakın norm fazlası ben değilim diye söylemiş. O bunu nereden biliyordu. Kıdemimin fazla olduğu halde puanımın düşük olduğunu nereden biliyordu. Bundan hep şüphelendim. O yıl benim tayinim yapılmadı. Çünkü ben tercih yapmadım. Fen lisesi öğretmeni ancak sosyal bilimler lisesine tayin edilebiliyordu. Ben de ona razı olarak ya da burada kalırım diye tercih yapmadım. O yıl böyle idare ettik. 16 saat dersi haftanın beş gününe yaydılar. O yıl müdür yardımcısı Fatma Hanım tayinini aldırdı. Turgay bey de kendi isteğiyle Sosyal Bilimler Lisesine öğretmen olarak, içimizden biri daha müdür yardımcısı olarak görevlendirildi. Yine 30’ar saat derse girmeye başladık.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Bugün sınav vardı açık eğitimde. Kızım Aslanbey’e gitti annesiyle, ben Umut Tepe’ye. Sabah 7.00 de kalktık. Onların 9. 30 da başlıyor sınavı benim de görevim 8.30 da. Yollarımız ayrıydı. Ben erken çıktım. Yunus’u ananesine bırakacaklardı. Yunus evde kalırım diyor annesi güvenmiyor.
Dolmuşa bindim yer yok. Tansiyonum düşüyor fark ettirmiyorum. Bana acımalarını istemiyorum. Salih Bey oturmuş uyuyor. Uyandırmak istemedim. Arkaya yanaştım. Veli orada oturuyor. Yer vermek diye bir kültürü yok bu gençlerin. Yaslandım sonra da dizlerimin üstüne çöktüm.
Velinin yanındaki yolcu indi birkaç durak sonra. Veli’yle konuşuyoruz. Yurtta çalışıyormuş alım satım işinde. Vakit geçsin diye bir sürü konu açtım. Kardeşi Vedat’tan yaptıkları işlerden, çocuklarından, babalarından, babalarının ikinci evlilik yapıp yapmadığından, dergaha gidip gitmediğinden.
Yol çabuk bitti. Salih Bey son duraktan önce inmiş. Yabancı diller nasıl gidildiğini sordum. Veli bahsetmişti. Besyo durağında gelen arabaya binecekmişiz. Özel arabayla bir bayan geldi. Aynı yeri soruyor. Yarım yamalak öğrendiğimiz yeri tarif etmeye çalıştık. Bizi de alır mısınız dedik biz de oraya gidiyoruz. Biz dediğim iki kişiyiz. O arkadaşı da durakta görmüştüm sordum. Konuştuk yeni tayin olduğum henüz başlamadığım okulda öğretmen. Adı Yusuf coğrafya branşı. Okulu tavsiye etmiyor.
Araba çok dağınık ama dedi pek istekli olmasa da kabul etti. Kendine çok güvenen biri olduğu belli birkaç kere yolu kaybetti. Sis öteyi görmeye engeldi. Yol belirsiz ve hepimiz buraya ilk defa geliyorduk.
İki kez gittiğimiz yoldan geri döndük. Polismiş saat sekizde orada olası gerekiyormuş böyle söyledi. Bu yüzden hızlı sürüyordu. O da işimizi zora sokuyordu. Yolumuza bir danışma çıktı, oradaki güvenlikçiye sorduk. Güç bela varabildik.

Devamını Oku