Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

EMİNE HALAM


Evin en büyük çocuğu. Ahlaken babasına simaen benzeyen bir kız. Gelin olduğu evde aşırı çalıştırılmaktan dolayı artarda çocuk düşürmüş. Kocasının babasının adaşı. Kayınpederi de babası gibi hoca diye anılan biri. Bir köyden öbür köye gelin gider.
Ahlaken kendisinden sonra doğan çocukların da en üstünü. Oğlan kardeşiyle blok yapılan evde oturur. Ahırda ineği vardır, evde çocukları, ama o çoğunlukla seccadesindedir. Ev işlerini çabucak bitirir. Kocasının söylenmelerini sessizce dinler, karşılık vermez. Onu öyle kabul etmiştir.
Hayata tutunabilen ilk çocuğu erkektir e çok yakışıklıdır. Onu gören parmak ısırır. Kocası iyi maaş veren bir fabrikada işçidir. Ama o şehirde hayvan yetiştirmektedir. Sütü sağmakta, evin ihtiyacını karşılamaktadır. Evinde ekmek pişirmekte, hayvanı otlatmaya gitmektedir. Sırtında ot taşımakta, rençberlik yapmaktadır. Onun gerek baba evinde gerekse kayınbabasının evinde yaptığı budur.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

HER ŞEY BOŞ

Dünya hayatı oyun ve oyuncaktan başka bir şey değil. lağib ve lehv. Hadis-i Şerif’te böyle geçiyor. lağib oyun, lehv boş, beyhude. 60 a yaklaşan ömrüm bana bunu çok açık bir şekilde ispat etti.
Hep boş şeyler peşinde koşmuşuz. Dünya dönmüş ben uyumuşum. Gözü açık uyumak işte buna denir. İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar hakikati burada. Ebedi hayata karşılık bu geçici hayata bunca nasıl bel bağlamışız. Ebedi zevklere karşın fani zevkleri satın almışız.
Bir sınav dünyasında olduğumuzu unutmuş, buradan hiç gitmeyecekmişiz gibi planlar kurmuşuz. Ölüm içimizden birilerini alıp gitmiş ama biz uyanmamışız. Ölenler başkaları demişiz, onları ölümlüler sınıfına, kendimizi ölümsüzler sınıfına koymuşuz. Üstümüze alınmamışız yani. Ölümü kendimize yakıştıramamışız. Ölümü kendimize yaklaştırmamışız. Ebedi yaşayacağımızı, her şeyin böyle gideceğini sanmışız.
Yakınlarımız ölünce biraz sarsılmışız, ama ‘hayat devam ediyor’ diye kendimize telkin verip çabuk atlatmışız. Uğruna yaşanılası değerleri unutmuşuz, uğruna ölünesi değerlerimiz olmamış. Yiyip içmek ve eğlenmekten, günümüzü gün etmekten başka gayemiz kalmamış. Yeri gelince bunu da başaramamış, ölümü yeğler olmuşuz. Sanki ölünce kurtulacakmışız gibi. Kimimiz ölümü çabuklaştırmak istemiş hayatına son vermiş, kimimiz çok istediyse de bunu becerememiştir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İSLAMOFOBİ TERÖR VE İSLAM


Hayır, bu İslam değildir. İslam asla ve asla teröre izin vermez. İslam ne canlı bomba olmaya, ne sırf inanç adına eylem yapmak amacıyla adam, asla ve asla çocuk öldürmeye izin vermez.
Bu nasıl bir İslam’dır ki Peygamber Efendimizin hayatında rastlanmayan yöntemlerle cihat anlayışı yayılmakta, müntesipleri İslam dışı yöntemlerle Allah rızasını kazandıklarını sanmaktalar.
Bu ne biçim bir İslam anlayışıdır ki Edille-i Şeriyye’de bulunmayan yöntemler icat ediyor, bu yöntemlerle Allah’ın rızasını talep ediyor. Bu son asırda icat edilen bu İslam dışı, insanlık dışı yöntemlerle İslam’ı ikame etme anlayışı nereden çıktı. Muhtemelen İslam düşmanı mihrakların yönlendirmesinin etken olduğu bir yol bu.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

AK SARAY BEYAZ SARAYIN KARŞISINDA


Metal Fırtına isimli roman gelecek savaşlarını ABD ve yükselen yıldız devletler Polonya ile Türkiye arasında olacak kehaneti üzerine kurgulanmıştı da şaşırmıştık. Roman serisinin yazıldığı yıllar Türkiye krizlerin etkisiyle hasta adam muamelesi gören bir devletti ve IMF’den borç alabilmek için yalvaran, IMF dirökterinden emirler alan bir ülke durumundaydı. IMF direktörleri ülkeye gelerek, icranın başına emirler vermekte, emirlerine uyulmazsa kredi dilimlerini serbest bırakmayacağı tehditleri savurmaktalardı.
Adeta bir işgal ülkesi haline gelmiş, yabancılardan emir alarak ülkeyi yönetene aciz idarecilerin elinde ve terör belasıyla parçalanmanın eşiğine gelmiştik. Ama bu gün bakıyoruz artık hiçbir dış ülkeden emir almayan, borç almayıp borç veren bir ülkeyiz. Oyun kuran bir ülke durumuna gelmemiz için 10 yıl yeterli oldu.
Dün sırf Rusya ile bazı ekonomik ilişkilere girdi diye tehdit edilen ülke bu gün tüm dünya devletleriyle istediği gibi ilişkiler kurabiliyor, ülke menfaatlerini kollayarak batıya rest çekiyor, dış politikada dik durabiliyor, dünyanın sus pus olduğu zalim Siyonist politikalara karşı çıkıyor.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

DÜNYADA SİYONİST ZULMÜ


‘ Ve vaki olacak ki, kovalanan ceylanlar gibi ve toplayanı olmayan koyunlar gibi herkes kavmine yönelecek ve herkes memleketine kaçacak, ele geçen her adamın gövdesi delik deşik edilecek, tutulan her adamın kılıçla düşecek, yavruları gözler önünde yere çalınacak, evleri çapul edilecek ve karıları kirletilecek.’(İşaya-Bab:13 Cümle 16)
‘Yavruları yere çarpılıp parçalanacak. Ve gebe kadınların karnı parçalanacak.’ (Hoşea-Bab: 131 Cümle:16)
‘Onları kasaplık koyunlar gibi ayır. Ve öldürme günü için onları hazırla.’ (Yeremya-Bab: 13 Cümle:16)

Devamını Oku
Ahmet Kemal

AİLE ÇATIRDIYOR


İletişim çağında iletişimsizliğin aileyi adım adım yıkıma götürdüğünü seyrediyoruz. Seyrediyoruz diyorum çünkü pek bir şey yapamıyoruz. İnsanların birbirini dinlememesi, dinlese de peşin hükümler yüzünden anlamaması bir vakıa.
Dahası maddi kalkınmanın bağımsızlaştırdığı bireylerin birbirine minnetsiz davranışları bu yıkımı tetiklemektedir. Çocukluktan beri bir arada eğitim gören karşı cins birbirini bir türlü tanıyamamakta, ani kararlar ve aceleci birliktelikler, düşünmeden taşınmadan yapılan evlilikler kısa zamanda düş kırıklığına yol açıyor, bu düş kırıklıkları da aile yapısını daha kurulmadan dağıtıyor.
Kişilik olarak egoizmin aşılandığı bireyler birbirlerine tahammül sıkıntısı yaşamakta ve bu tahammülsüzlük boşanmaların kapısını açıyor. Alt yapısı tam hazırlanmadan yapılan evlilikler kısa süren bir beraberliğe dönüşüyor, ikili daha birbirini tanıyamadan ayrılış noktasında buluyor kendisini.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

DEĞİŞİM GEÇİREN TOPLUM VE SARSILAN AİLE YAPIMIZ


Son on yılda hızla kalkınan ülkemiz ve artan refah seviyemiz toplumda büyük değişimlere yol açmaya başlamış, bireylerin beklenti çıtası yükselmiş, problemler azalacağı sanıldığı yerde artmaya başlamıştır.
Maddi kalkınma ile beraber yürümeyen manevi kalkınma beraberinde bir sürü sorunlar getirmiştir. Bu sorunlar büyüktür ve acil eylem planını gerektirecek kadar önemlidir. Konut sorunları halledilmiş, herkes bir ev yanında bir de son model araba peşinde koşmaya başlamıştır. Her ailede birden çok kişi çalışmaya başlamış, aile aylık geliri ortalaması ve harcama seviyesi batılı toplumlar kadar değilse bile onlara yakın bir hale gelmeye başlamıştır.
Bu durum batının yaşadığı sorunları bizim de yaşamaya başlayacağımızı göstermekte, sorunlar zaten bir bir baş göstermektedir. Bu sorunlar öncelikle teknoloji ve refahın bize hediye attığı sorunlardır. Teknoloji kişiyi yalnızlaştırmıştır. TV ve internet sanal bir dünya yaratmıştır. Bu sanal dünya birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Bu sorunlar öyle kolay halledilebilir sorunlar değildir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

DİRİLİŞİN AYAK SESLERİ

Dirilişin ayak sesleri geliyor her yandan. Bu diriliş madde ve manada ölüme sürüklenmiş bir milletin küllerinden yeniden doğuşunun başladığını göstermekte. Bu yeniden doğuş hareketi gücünü milletten almakta ve geri dönerek aynı millete can ve hayat vermektedir.
Bu dirilişin ayak sesleri gelmeye başlamıştır. Bu sesler dirilişin başladığının, ölümden sonra hayat gibi, bir yeniden doğuşun ilk ışıklarının ortaya çıktığının göstergesidir. Bu bir medeniyetin yeniden dirilişinin destansı rüyasıdır. Bu rüya gerçekleşmeye, yıkılmış, yakılmış ve yok edilmiş medeniyetin küllerinden yeniden doğuşu hakikat olmaya başlamıştır.
Bu yüzyıllık rüyamızdı bizim. Yüz yıllık, iki yüz yıllık belki de üç yüz yıllık rüya gerçek olmaktadır. Bu yüzyılların özleminin bitmesi anlamına gelmektedir. Yüzyıllık hasret, yüzyılların hasreti, babadan oğula ondan toruna aktarılan, ama bir türlü gerçekleştirilemeyen büyük rüya hakikat olmaktadır.
Bu ezilen, horlanan büyük millet artık ayağa kalkmaktadır. Bu yok edilmek istenen büyük ruh bas-u bad’el- mevt gibi yeniden dirilişe gebedir. Ölümden sonra yeniden diriliştir bu. Batının tüm planlarına, entrika ve hilelerine rağmen ayakta kalabilmiş, tam öldü, yok oldu derken yeniden hayat emareleri göstermiş, hasta adam yeniden bu ölümcül hastalıktan kurtulma emareleri göstermeye başlamıştır.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

ÇAĞDAŞ İSLAM DÜNYASI VE GERÇEKLER


İslam en çok ittihadı, birliği ve beraberliği emreden bir din. Nasıl oluyor da birlik ve beraberliği, ittifak ve ittihadı emreden bir dinin mensupları nasıl oluyor da birlikten uzak, birleşmek ve yabancı, her hangi bir konuda ittihat değil ittifak bile yapamaz hale gelen, bölük pörçük topluluklar olarak yaşıyor ve kendilerine Müslüman adını yakıştırıyorlar.
En ufak bir konuda bile anlaşamayan, birbirini dinlemeyen, dinlemeye bile yanaşmayan, uzlaşmayı lügatine bile sokmayan zavallı çağdaş Müslüman. Tam bir söyletmen, vurun psikolojisinde bir kitle. Bu Müslüman milleti onlarca devlet kurmuş, o devletler içinde bile yüzlerce fırkaya ayrılmıştır. Bunca ayrılık ve ayrışmadan sonra nasıl olur da birlikten bahsedebiliriz.
Bugün dünyanın her tarafında Müslüman devletler arsında tek bir sulh adası kalmamıştır Türkiye hariç. O da son birkaç yıldır başlatılan görüşmelerle son büyük terör dalgasından kurtulmaya çalışmakta, ancak bu barış ortamı da her an bozulmaya hazır bir halde durmaktadır. İç ve dış düşmanlar bu sükûnet adasını da yeniden karıştırmak için hazır halde durmakta, harekete geçmek için en ufak bir fırsatı ganimet bilmektedirler.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

GİZLİ DÜNYA DEVLETİ


Gizli bir el diye başlamıştık önceki yazımıza. Gizli bir el karıştırıyor her şeyi. Olup biten her şeyi arka planda yöneten bir gizli güç mü var? Bu gizli güç her şeye müdahale ediyor, her şeyi karıştırıyor, olup biteni kendi istediği istikamete çeviriyor.
Şehir efsanesi midir bilinmez; bu gizli el hep konuşulur, her olayın ardında o araştırılıyor, o bulunuyor, o keşfediliyor. Bu gizli el giderek bir güce dönüştürülüyor. Bu gücün dünya çapında bir hâkimiyet oluşturduğu düşünülüyor. İşte bunun adına Gizli Dünya Devleti deniyor. Bu yapılanma her alanda kendini hissettiriyor.
Bu gizli gücün sermaye gücü olduğu, bu sermayenin etrafında örgütlenen bir yapı olduğu sanılıyor. Bu yapılanmanın devletleri, örgütleri kullandığı düşünülüyor. Bu yapılanma dünyayı parmağında oynatıyor, huzursuz ediyor. Dünyanın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürüyor.

Devamını Oku