ŞAİRİN GÜNLÜĞÜ
24.05.15 (Pazar)
Kitap fuarına gittim. Her yıl giderim bu fuara. İlimizde başlayan bu fuar geleneği uzun yıllar uzak kaldığım kitap fuarlarını ayağıma getirdi. Öğrenciliğimde gittiğim Tüyap fuarlarını kentime gelmiş görmek beni mutlu ediyor. Ama bir yandan da basılı eser çıkarmamamın acısını hissettiriyor bana.
03.01.15
Sınavdayım. Yıllarca öğrenci olarak geldiğim sınavlara 27 yıldır öğretmen olarak giriyorum. Ya sınavın hazırlayıcısı benim, ya hazır sorularla yapılan sınavda salon başkanı ya da gözcü. On yıldır değişen nesilleri sınava soktuk. Babalarını sınav yaptığımız kişileri de sınava soktuk. Belki onların oğulları ya da kızlarını da sınav yapacağız.
Sınav yapmak çok sıkıcı bir şey. Belki de sınava girenlerin sıkıntısı yansıyor bize. Sınav kağıtlarını okumak öğrenciyken bana çok zevkli bir şeymiş gibi gelirdi. Oysa hiç de öyle değil. Aksine çok bunaltıcı bir işlem. Cevap anahtarı karşınızda bile olsa kağıtları doğru değerlendirememek korkusu strese sokuyor insanı.
Sabah hava çok soğuktu. Ellerimi ceplerime sokuyor, paltoma sıkı sıkı sarınıyor, atkımla boynumu sarmalıyor, yün şapkamı kulaklarıma indiriyordum. Arabanın kaloriferinden daha fazla ısınabilmek için bir durak ötede indim. Sert rüzgar suratımı yakıyordu.
Eğitim Üzerine Yazılar
TEVHİD-İ TEDRİSAT
Tevhit-i Tedrisat anlayış ve sisteminin bu gün medeni dünyanın standartlarına uymadığı, demokratik anlayışa ters, özgürlükçü dünya normlarına aykırı bir sistem olmadığı anlaşılmıştır artık. Bu yanlıştan dönmenin zamanıdır. Batı normlarında eğitim yapmak istiyorsak bu şarttır. Batı tipi bir demokrasiyi yerleştirmek istiyorsak bu zorunludur.
Eğitim Üzerine Yazılar
EĞİTİMDE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ
Eğitimde özgürlük olmazsa olmazlardandır. Bu inanma ve inandığı gibi giyinme olduğu kadar inancının gereklerini yerine getirebilme özgürlüğüdür. Bu özgürlük eğitimin başta gelen zaruretlerindendir. Bu zaruret bu güne kadar anlaşılamamış, anlayanlarca da zamanı değil diye sürekli ötelenmiş, bu günlere gelinmiştir.
23.05*15
Değişik haller içindeyim. Yaşımın olgunluğuna ulaşamadığımı düşünüyorum. Emekli olmam gerekli diye düşünüyorum. Sürekli tansiyonum düşüyor. Ölümle burun buruna geliyorum. Ama emellerim tükenmiyor. Daha kitaplarımı yayınlayacağım. Kitap fuarlarına katılacağım. Daha büyük aşklar yalayacak, daha büyük şiirler yazacağım.
Kendimi ölüme hem çok yakın hem de çok uzak hissediyorum. Çok güzel kızlar görüyorum. O güzelliklere meftun oluyorum. Aramızdaki yaş farkına bakmadan gönlümün gençliğiyle kendimi onlara yakıştırıyor ve sonra da Allah güzeldir güzeli sever diye düşünüyor, bu güzelliklere onun aynası olarak bakıyor, onları cennet hurisi olarak hayal ediyorum. O zaman cennete iştiyakım artıyor.
Artık ilahi olanla aramdaki ayrılıkları gidermeli, sonsuz hayata yönelik yaşamalıyım. Kuranı onunla konuşur gibi okumalı, yaratıcı ile ilgi ve içsel bir bağ kurmalıyım. Günahlarıma pişman olarak tevbe etmeli, fazla zamanım kalmadığını düşünerek, hazırlık yapan bir yolcu gibi tedarikimi yapmalıyım.
ŞEHİT MUSTAFA CAMBAZ
Şehre atlılar girmişti çoktan
Yoktan var olmuş bir ülkeydi çoktan
Güneş suları aşmıştı
HAYATIMIN GİZEMLİ ANLARI
6
Lisede hocamız olan Mustafa Miyasoğlu dolayısıyla vakıf olmuştum Sedat Ümran’ın İzmit’teki varlığına. Borusan’da mütercim olarak çalıştığından, hafta sonları İstanbul’ döndüğünden hep bu yolla haberdar olmuş, ilerdeki büyük dostluğumuzun ilk ışıklarını daha o günden fark eder olmuştum.
SÜSLÜ KADIN ANNEM GÜLİZAR HATUN
Hayatı Roman olur onun diyorlar ne olur bunu yaz. Olur dedim yazarım ama bu pek kolay olmayacak. Aslında o kadar çok malzeme veriyor ki ama ne var ki öz annemiz. Onun hakkında yazacaklarım bana yakışmayacak diye korkuyorum. O kendine bu fiilleri yakıştırıyor ancak ben ne yapacağımı bilemiyorum.
Babam öldüğünden beri hastalık hastası bu kadın günde üç defa kendini doktorlara taşıttı. İmkan ve zaman bulsaydı daha fazla taşıtacağından emin olabilirsiniz. Doktorların özel ilgisi onu kendisinden geçirir, bu anı yakalamak için her defasında bir hastalık uydurur, sonunda kendisini hastaneye ya da bir özel doktora götürttürürdü.
Aldığı ilaçları göstermelik bir iki defa kullanır sonra da bana bunlar fayda etmedi diye bas bas bağırır, kendini tekrar hastaneye taşıtırdı. Tekrar aynı senaryoyu oynar, bizi eninde sonunda ikna ederdi. Bitmez tükenmez karın ağrılarından bahseder, karnım midem diye bağırır, bazen ikisini ayırır ya sadece karnım, ya da sadece midem ağrıyor diye dünyayı ayağa kaldırıldı.
15 Temmuz Şehitler Destanı
KANATLANDI ŞEHİR
Kanatlandı şehir
Bulutlar kanatlandı gökyüzünde




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim