Ahd-ı Ebedi Şiiri - Ahmet Oğuzhan Koçar

Ahmet Oğuzhan Koçar
2

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Ahd-ı Ebedi

Kumral saçların dökülürken o sîmîn, süt beyazı gerdanına,
Mavi gözlerin bir ummandı, ab-ı hayat verirdi canıma.
Kadd-i mevzûn ile yürürken salınan bir nârin serv-i hırâmândın,
Şu fani cihan mülkünde, bana bahşedilen en yüce sultandın.

Âh ki kör oldu gözüm, bir şeb-i yeldâda saptım o mukaddes yoldan,
Gülşenimi talan ettim, medet umdum zehirli, yabanî bir daldan!
Senin gibi bir mâh-rûyu, hırsıma yenilip değiştim bir kara taşa,
Yazıklar olsun, kendi eliyle tacını deviren bu akılsız başa.

Şimdi o mâvî çeşmânın hüzünlü hayali, sinemi deler geçer bir ok gibi,
Kendi cennetimi kendim yaktım, cihanda benim gibi zâlim yok gibi.
Sen ki paha biçilmez bir incidin, gaflet ile fırlattım attım çamura,
Lâyık değilim artık, ne o bembeyaz tene, ne yüzündeki o nura.

Ruhum dipsiz bir alev denizinde, yanar kavrulur da bir türlü kül olmaz,
Döksem gözyaşımı Ceyhun nehri gibi, bu kâfir yüreğim yıkanıp arınmaz.
Varsın zindan olsun bana felek, her aldığım nefes bağrımda bir yara,
Sen beni affetsen de yâr, bu ihanet yazıldı alnıma kapkara.

Tâ sûra üflenene dek, beddua etsin bana gökteki bütün melekler,
Aldatan bu sefil cânı, toprak bile kabul etmez, cehennem bekler.
Boynumda yağlı bir urgan gibi taşıyacağım bu nedameti ebediyen,
Benim, cihanda kendi kalbini kendi elleriyle deşip de katleden.

Ahmet Oğuzhan Koçar
Kayıt Tarihi : 17.08.2026 15:58:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Ihanetimin pişmanlığı 08.08.2026da yazilmistir

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!