Umutlar hayaller çıktı hep boşa
Kendimle baş başa kaldım ağladım
Aklıma gelmeyen gelince başa
Firkat bahçesine daldım ağladım
Zaman meçhullerde tende bir sızı
Hüzünü bülbülden aldım ağladım
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Muhteşem bir şiir ??????
Kaleminize sağlık.
Millet SONSUZ yasta ağlıyor insanlık...
Muhteşem bir şiirdi gönülden tebrik ederim
Ne diyelim okurken bizde ağladık bir şiir ancak bu kadar güzel yazılır kutluyorum
Hepimiz ağlıyoruz, yas tutuyoruz. Enkazdan bir kişi kurtulsa sevinçten ağlıyoruz. Her bir yiten canımız için ayrı ayrı üzülüp ağlıyoruz. Ülkemiz olarak çok büyük bir sınav veriyoruz. İnşallah el ele bu büyük afetin yaralarını bir an önce sarmayı başarırız. Depremde vefat eden insanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim yaralılarımıza acil şifalar versin. Rabbim beterinden saklasın. Milletimizin başı sağ olsun.
Ağladım
Ülkemde on ili çift deprem vurdu
Acılar kapladı koskoca yurdu
Feryatla figanla tüm kalpler durdu
İçimi Rahman’a döktüm ağladım
On binler enkazda kaldı besbelli
Enkazdan çıkanlar bize teselli
Ne kadar üzülsek buymuş tecelli
Diz üstü secdeye çöktüm ağladım
Vasıfsız binalar kendini saldı
Bunlara nereden kim ruhsat aldı
Kurtarma ekibi enkaza daldı
Demiri onlarla büktüm ağladım
Yarım asrı geçti şu anda yaşım
Sayısız zelzele gördü ak başım
Ölenlerin hepsi anam kardaşım
Bayrağı yarıya çektim ağladım
Olsa da elbette bazı noksanlar
Dört bir yandan koştu nice insanlar
Birleşti dünyada cümle lisanlar
Mevla’nın gücünden ürktüm ağladım
Milletim canlara kucak açarken
Tırlarla yardımı yurda saçarken
Sorumlu olanlar yurttan kaçarken
Bu tip alçaklardan irktim ağladım
Seğmenoğlu dur de gözünde yaşa
Ümitler var olsun çıkmasın boşa
Bilimin dediği gelirmiş başa
Gerçeği sonunda söktüm ağladım
Seğmenoğlu
Dolmak taşmak ağlamak insan olmak....
Yüreğiniz sağolsun
ağlamak için sebep çok
tebriklerle
tebrikler kutlarım
"EY KENDİ ALEYHLERİNDE HADDİ AŞAN KULLARIM! (SAKIN) ALLAH'IN RAHMETİNDEN ÜMİT KESMEYİNİZ! ALLAH, (DİLERSE, TÖVBE EDENLERİN) BÜTÜN GÜNAHLARINI BAĞIŞLAR; DOĞRUSU O ÇOK BAĞIŞLAYICI ÇOK MERHAMETLİDİR."- Zümer suresi 52. ayet-
"HİÇ ŞÜPHESİZ GÜLDÜREN DE, AĞLATAN DA ALLAH'TIR." -Ayet-i kerime meali-
"HİÇ ŞÜPHESİZ, BİZ SİZİ AÇLIKLA, KORKUYLA, MALLARDAN, CANLARDAN VE ÜRÜNLERDEN EKSİLTMEKLE DENEYİP SINARIZ. SABREDENLERİ MÜJDELE!" -Ayet-i kerime meali-
Hayırlı sınavlar Leyla hanım.
Bu şiir ile ilgili 178 tane yorum bulunmakta