Fırından erimiş maden gibi,
Çölde akıyor ağır ağır,
Herşeyi dövüyor güneş sanki,
Bakırcı çekicin darbeleriyle..
Sıcağın buğusuyla titreşiyor gökyüzü,
İçimde dizilen şu kelimeler,
Tatlı tınılarla ısıtıyordu yüreğimi,
Tükenmeye yüz tutmuş umutlarım,
Ufukta belirmesiyle bir anda yeşerdi..
İçimde birikmiş hıncımı kustum,
Paris’in, Bologna’nın eski taş duvarlarında
Bir hükümdar yükselir tıp kitaplarında
Avicenna derler adına, saygıyla eğilirler
"Tıbbın Kralı" diye taçlar giydirirler
Avrupa bile anladı kimin usta olduğunu
Gördü İbn-i Sina’nın asırlık yolunu.
Düşlerime hırsım,
Hırsıma kızgınlığım,
Kızgınlığıma telaşım,
Telaşlarıma hırsızlığım,
Hırsızlığıma hıncım,
Hıncıma sancım,
Kavurucu öğle sıcağı korkunçtu,
Bir yaprak bile kımıldamıyordu,
Terim gözeneklerinden sızarken kuruyordu,
Bir sonuca varamadım..
Bütün düşler ve umutlar,
Gözyaşların göğsüme şelale gibi döküldü,
Üzerimdeki ölüm bulutu kalkmamıştı,
Boş gemi ve yeteri kadar tayfa,
Hışırtısı kadar yumuşaktı..
Sesi bir fısıltı gibiydi,
Yalnızlığın hışmıyla kabalık bana yadigâr,
Esip gürlemek ne haddime,
Gönlümde yalnızlık aşikâr..
Şükür yine de hem sınavdı ve de sınandım,
İkrar ile susmak bana yâr,
Mazileri gömdüm gerime,
Hücrenin, düşlerimde mavimsi renk alan,
Araları yosunlu hüzünlü,
Kararmış soğuk taşlarından,
Tuhaf bir huzur sızıyordu,
Yinede ödenmekte olan suçların..
Gözlere çarpmadan yaşadım,
Divana uzanıyor suçlu arıyorum,
Beni bu duruma getirenleri suçluyorum,
Buhranımı suçluyorum..
Sağırsızlıklara sessizce,
tükendik halimizi dile getirdik,
saymadı Rabbim şikayet, tereddüt etmedik,
hiç çekimser olmadık korkuyla içe sinik,
armağan bir bukle gülümsemendi bir parça sohbet..
zihnimizde parçalanmış takvimler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!