Emanet akla ziyan,
Bu halimizle nefis perişan,
Ölüm ötesine göz kırptık günahla,
Utanç duyuyor şeytan bile bu akıldan..
Ahlâk, iki dudak arasında lüle,
Fırtınayla yarışan bu ahvâlin rüzgârı,
Güneş kırmızısını,
Gök bulutunu,
Yer toprağını saklıyordu..
Yeni gün gece ortasında başlar,
Rüzgâr dalgalı,
Fetvâlara bir omuz atmalı,
Kesin yargılar yerine,
Sözler, kelâmlar yumuşatıldı..
Akıl yaşta değil başta işte,
Islaklık hatırlıyorum,
Tuzlu bir ıslaklık,
Sahte acımacının biriyim..
İçimin mevsimlerine uymaz şu tabiat,
Hüzünlü mevsim, yağmur yağacak,
Ak kağıtların omuzlarına yüklendim,
Bir o sancı çekti birde ben çektim,
Yıllar geçtikçe ağladık,
Bir o karalandı bir ben dertlendim..
Ak kağıtlar üzerine sırlarımı verdim,
Düştüğüm benim cehennemim..
Ürüyor günah, çoğalıyor felaket,
Savaşın içinde gömleği kanlı askerim,
Bulaşan günahlardan, temizlenemedim..
Savaş sonrasında adımlar suskunluk,
Iftira dilde durmaz,
Kemik değil sakızdı susmaz,
Karalamak yegâne hikmeti..:
Üstünde iz yaşamaz..!
Aklımı sürdüm uçuruma..!
Nehre doğru dönüp,
Dönmediklerini anlama umuduyla,
Başımı yerden kaldıramıyordum,
Çenemi, dişlerimi parçalayacak kadar kastım..
Aklımı sürüklüyorum kalmasın geride,
Günahlarımın parçası olmalıyım,
Hayır bağışlanmasın,
Nefret ettiğim ne varsa ben oldum,
Hayır, nefret beni yakmasın..
Her günümden bana armağan,
Unutmak mı akıl mı..?
Akıllılar tercih eder unutmayı..!
Çaresiz kiraya verdik hep aklımızı,
Yada gönül kırıntılarını..
Kaldırım taşı gibiyim ezildikçe sertleşen,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!