Ey her şeyi birbirine uygun yaratan Bâri,
Kusursuz bir âhenkle, kâinatı kuran Bâri!
Eksiklikten münezzeh, sanatın her yerde ayân,
Zerre zerre örülmüş, bu muhteşem imtiyaz ve can.
Yâ Bâri! Allah! Yâ Bâri! Hû!
Ey zerreleri gören, karanlıkları nuruyla bölen Basîr,
Gizli niyetleri bilen, emeğe şahitlik eden Basîr!
Kimse görmezken çektiğin derdi O görür,
O’nun nazarında her lokma, bir adaletle yürür.
Yâ Basîr! Allah! Yâ Basîr! Hû!
Ey rızkı genişleten, darda kalan kuluna ferahlık veren Bâsıt,
Lütfuyla dünyayı güldüren, kalbe inşirah serpen Bâsıt!
Sen açarsan ellerini, bereket yağar her yandan,
Kurtarırsın ruhumuzu, o dar ve karanlık zindandan.
Yâ Bâsıt! "Allah!" Yâ Bâsıt! "Hû!"
Her şeyin iç yüzünde gizli, akılların ermediği El-Bâtin,
Rızkı görünmez yollardan ulaştıran, kalplerin gizli sultanı El-Bâtin!
Senin sırrınla can bulur âlem, her zerre Senin gizli hükmünle yürür,
Sana teslim olan her muhtaç kul, darlığın içinde gizli genişliği görür.
Yâ Bâtin! "Allah!" Yâ Bâtin! "Hû!"
"Ey Fani, Ruhu hayretle sarsan, örneksiz ve kusurlu yaratan yankılı bir nida ile diyor ki Rabbin: "UYAN!"..."
Örneksiz yaratan Allahım, kâinatı bir sanat gibi nakşeden El-Bedi,
Her zerreyi eşsiz kılan El-Bedi!
Senin bedi' sanatınla coşar âlem, her zerre Senin ibda'ına bakar,
"UYAN!"...
Sonsuz lütfuyla her canı doyuran El Berr,
Rızkı bir sevgi gibi sunan, mülkünde keremi bol olan El Berr!
Senin şefkatinle yeşerir âlem, her zerre Senin ikramınla yürür,
Sana sığınan her muhtaç kul, Senin iyiliğinde en büyük bolluğu görür.
Ben içimi gösteremedim,
Sandılar ben günahsız ben iyim,
Kör bedevi gibi etrafa saldırdım,
Sandılar ki ben deliyim,
Aslında ben varlığa anlam verenim,
Sandılar ki ben hiçim,
Ey zıtları birleştiren, dağılmış ne varsa bir emriyle toplayan El Câmi,
Rızkı yoktan var eden, mülkünde her şeyi cem eden Câmi!
Senin cem'inle kurulur âlem,
Sana yönelir tüm muhtaç âlem,
Yâ Câmi! "Allah!" Yâ Câmi! "Hû!"
Ey kırılan kalpleri onaran, dertlere nizam veren Cebbâr,
Kudretiyle her şeyi kuşatan, eksikleri tamamlayan Cebbâr!
Yıkılmış gönül mülküne, Sensin o kutsî dokunuş,
Merhametiyle kulu, düştüğü yerden kaldıran Cebbâr.
Yâ Cebbâr! Allah! Yâ Cebbâr! Hû!
Ey azameti her şeyi kuşatan, celali karşısında her baş eğilen Celîl,
Mülkünde ortağı olmayan, hükmü mahlukata tek delil!
Senin heybetinle titrer arz u sema, her zerre isminle durur,
Sana yönelen her muhtaç kul, Senin izzetinle ancak huzur bulur.
Yâ Celîl! "Allah!" Yâ Celîl! "Hû!"




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!