Ey rahmeti her zerreye yeten, ilmiyle yedi kat göğü kuşatan Vâsi,
Rızık kapıları darda kalmayan, hazinesi sonsuz umman olan Vâsi!
Senin genişliğinle nefes alır kâinat, her darlık isminle genişler,
Sana yönelen her muhtaç kul, Senin azametinde huzura erişer.
Yâ Vâsi! "Allah!" Yâ Vâsi! "Hû!"
Soğukluk içime hükmetti,
Etraf sessiz bir o kadar acımasız,
Güzel yüzlü tuzak,
Hırs kaderim, günahlarıma hamal meleğim..
Soğuk kanlı sorular,
Ey sevgisiyle alemi var eden, mahlukatını aşkla besleyen ulu Vedûd,
Rızkı bir muhabbet gibi gönderen, kalplerin tek ilacı olan Vedûd!
Senin sevginle tatlanır her lokma, her zerre isminle can bulur,
Sana aşık olan her muhtaç gönül, Senin merhametinle huzur bulur.
Yâ Vedûd! "Allah!" Yâ Vedûd! "Hû!"
Ey karşılıksız veren, ihsanı sonsuz olan Vehhâb,
Hazinesi tükenmeyen, lütfuyla gönül açan Vehhâb!
İstemeden verirsin, her cana rızk u nimet,
Senin cömertliğinle, bulur dünya selamet.
Yâ Vehhâb! "Allah!" Yâ Vehhâb! "Hû!"
Her işin sahibi, mahlukatın yükünü sırtlayan Vekîl,
Rızkı bir emanet gibi koruyan, her zerreye kefil olan Vekîl!
Senin korumanda durur kâinat, her darlık isminle rahata erer,
Sana teslim olan her muhtaç kul, Senin himayende huzurua erer.
Yâ Vekîl! "Allah!" Yâ Vekîl! "Hû!"
Ey kullarına dost olan, her darda yardım eli uzatan ulu Veliyy,
Rızkı bir hamiyetle veren, mahlukatın gerçek sahibi olan Veliyy!
Senin dostluğunla parlar kâinat, her yalnızlık isminle son bulur,
Sana yönelen her muhtaç can, Senin himayende gerçek huzur bulur.
Yâ Veliyy! "Allah!" Yâ Veliyy! "Hû!"
zorunluluk bizi emirlerin kölesi yaptı,
görmedik mi bizi zaaflarımız ile kandıranı,
elbet görürüz,zalimin kör nefesini,
elbet tadarız,zalimin güler yüzlü mimiklerini..
evet,hiç rast geldin mi yoksul zengine,
Hamd olsun karanlığı ve nuru var edene
Gökleri ve yeri, eşsiz bir mizanla verene
O’dur ki sizi bir çamurdan yarattı
Kâinatı mucizelerle, nurlarla kuşattı
Güneş ve ay mizanla, O’nun emrinde döner
O’ndan gayrı her ışık, bir gün elbet söner
"Enbiyâ, Peygamberler demektir. Bu sure; Hazreti İbrahim'in atıldığı ateşin serin bir gül bahçesine dönmesini, Hazreti Eyyûb'un dertlerden kurtuluş duasını, Hazreti Yunus'un balığın karnındaki o meşhur karanlık zikir teslimiyetini ve Peygamber Efendimiz Ahmed Muhammed’in tüm kâinata bir "rahmet" olarak gönderilişini anlatır. Rızık mevsuzunda bu tecelli; her şeyin asıl yaratılış amacının ilahi bir nizam ve teraziye bağlı olması, peygamberlerin darlık imtihanlarından o ulu dualarla en geniş rızık ve selamet kapılarına çıkmasıdır. "
"Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selametli ol" buyurdu El-Azîz,
Ateş bir gül bahçesi oldu da hayran kaldı, nura boyandı gözümüz.
Eyyûb Rabbine yalvardı: "Başıma bir dert geldi, Sen merhametlilerin en merhametlisisin!" dedi,
Şaşkınlığım kıskanç karanlığı kemirir,
Kaybettiklerimden zerre yok yokluğuna kâniyim,
Ardıma bakarak izlerimi teyit ettim,
Yok idim dünyada endişe ederek dirildim..
Mazime gömdüm karamsar kalbimi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!