Ey büyüklüğü tasavvura sığmayan, şanı her dilden yüce Kebîr,
Sonsuz hazinesinden pay veren, kapısında kimse kalmaz fakir!
Senin azametinle döner devran, her zerre isminle nefes alır,
Sana yönelen her muhtaç gönül, en büyük rızıkla şad olur.
Yâ Kebîr! "Allah!" Yâ Kebîr! "Hû!"
Ey lütfu hesapsız, keremi kâinatı aşan ulu Kerîm,
Azametiyle veren, kapısında mahlukat olan müstakim!
Senin cömertliğinle güler her çehre, her rızık bir nişandır,
Sana yönelen her muhtaç avuç, Senin şanınla şandır.
Yâ Kerîm! "Allah!" Yâ Kerîm! "Hû!"
Ey kusurdan münezzeh, pâk u bî-hemtâ Kuddûs,
Gönülleri nûruyla yıkayan, arıtan Kuddûs!
Biz günahla kirlendik, kapına geldik ey Rab,
Merhametiyle rûhu, zulmetten kurtaran Kuddûs.
Yâ Kuddûs! Allah! Yâ Kuddûs! Hû!
Ey en gizli dertleri bilen, lütfuyla her yarayı saran Latîf,
Rızkı sezdirmeden ulaştıran, gönülleri incelikle alan Latîf!
Senin lütfun bir yağmur gibi, sessizce iner her cana,
En imkansız kapıları açarsın, nurunla dolan bu cihana.
Yâ Latîf! "Allah!" Yâ Latîf! "Hû!"
Keremi sonsuz, şanı her türlü övgünün üstünde olan Mâcid,
Rızkı bir asalet nişanı gibi sunan, mülkünde cömert olan Mâcid!
Senin lütfunla parlar kâinat, her nimet isminle şereflenir,
Sana yönelen her muhtaç el, Senin ulu bağışınla yenilenir.
Yâ Mâcid! "Allah!" Yâ Mâcid! "Hû!"
Şerleri engelleyen Rabbim, kulunu zararlı olandan koruyan El-Mâni,
Senin engelinle korunur âlem, her zerre Senin şaşmaz sınırlarına bakar,
Sana yönelen her mahzun gönül sana bakar.
Yâ Mâni! "Allah!" Yâ Mâni! "Hû!"
Sensin rızka kefil olup, "Benim verdiğime engel yoktur" diyen,
Ey mülkün yegâne sahibi, tahtı sarsılmaz Sultân,
Göklerin ve yerlerin mutlak hâkimi El-Melik!
Azametinle titrerken âlem, merhametin bir umman,
Kullarına şefkatle nazar eyleyen El-Melik!
Yâ Melik! Allah! Yâ Melik! Hû!
Ey kudreti sarsılmayan, her kuvvetin üstünde dimdik duran ulu Metîn,
Rızkı bir kale gibi koruyan, vaadinde asla dönmeyen Metîn!
Senin metanetinle durur kâinat, her zayıflık isminle son bulur,
Sana sırtını dayayan her muhtaç kul, Senin sarsılmazlığında huzur bulur.
Yâ Metîn! "Allah!" Yâ Metîn! "Hû!"
"UYAN"
Dilediğini geriye bırakan, her şeyi vaktine hapseden EL-Muahhir,
Rızkı sabırla terbiye eden, mülkünde hükmü şaşmayan Muahhir!
Senin iradenle durur kervan, her zerre Senin o ulu bekleyişinle yürür,
Sana teslim olan her muhtaç kul, Senin tehîrinde gizli rahmeti görür.
Ey yokluğu var eden, kâinatı örneksiz ve ilksiz yaratan ulu Mübdi,
Rızkı yoktan varlığa çıkaran, mülkünde her an ilk olan Mübdi!
Senin emrinle başlar devran, her zerre isminle hayata uyanır,
Sana yönelen her muhtaç can, Senin eşsiz yaratışınla donanır.
Yâ Mübdi! "Allah!" Yâ Mübdi! "Hû!"




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!