Sesim kılıç kadar keskindi,
Sessizlik sesimle parçalandı,
Sessizliğin böyle aniden parçalanması,
Öfkeyle kaldırdım çenemi..
Terden sırılsıklam kesildim,
Adımı unutuyorum,
Kimim, neredeyim, yokum,
Bucaksız gözlerinde uçsuz,
Kaybolan bedeviyim..
Gündüzler iyi,
Bulutlar sırılsıklam,
Saklambaç oynuyor güneşle,
Göz çukurları yolcu bedeviye,
Okyanuslar dalgalı, yalnız balıklar derinde..
Kalemi batırdım mürekkebe,
Levh-i Mahfuz içinde bir gizli sırmış,
Huda'nın ilk yarattığı o yüce Kalem’miş.
"Üktüb!" nidasıyla deryalar taşmış,
Kainatın hükmü o mürekkeple pişmiş.
Gara bağrım yanar, aslımı yitirdim men,
Bir adamın müspet anlamda resmini yap,
Yetkin fırçanın altında kıvrılırken,
Can bulan çizgiler,
Onun gülüşleriyle aydınlanan hatların incece,
Ayrıntısıyla aydınlığı yırtıyor keskince..
Ne konuşacak hal,
Ne diller dökecek ahval,
Ne beni boşluğa yüzdürecek sal,
Ne şu peşimde izsiz kumsal..!
Ben ölüyüm..!
Dünden sonra önce yarından gizlendim,
Tazı gibi koştum zamanın acı mazisine,
Zamanımı hapsettim kamaramda,
Kükrüyordum şeytanıma..
İnsan alışır kötüye,
Gökte tiz çığlıklar,
Nedensiz ve amaçsız hastalıklar,
Ruhsal saplantılar,
Sonunda ölümden kalıntılar..
Güneş gece soğuğunda,
Gözlerim yaşlı , zihnim yıpranmış,
Saçlarıma ak düşmüş,
Yıllarım sancılı,
Ben kamburumla ihtiyar delikanlı..
Süratli zaman olmasa büyümez,
Uyku aslında miras,
Boşluk suya benzer gibi,
Bir sıvıyla muhafaza..
Güneşi kıskandıracak bir parlaklık,
Sözleri ihtiva..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!