Serbest bıraktım kuşlar
Dağlar,taşlar,gökte yıldız
Ben sizi serbest bıraktım.
Biliyorum hiç yoktunuz,
Her gün onu ya elinde ustura,birisini traş ederken,ya elinde bir makas saç traş yaparken görürdüm.
Küçücük berber dükkanında günlük gazetelerin çoğu bulunurdu.Birgün berber dükkanına gazete okumaya girdiğimde tanıdım onu.Sonra o ağır ağır anlattigı hikayelerin ve kimselerin bilmediği haberlerinin tiryakisi olup çıktım.
O küçük kasabadan ayrıldığımda çoktan unutup gitmiştim berber Mehmeti.Ama hafızamda hep ondan bir kelime,bir nükte,bir misal bulunduğunun yıllar sonra farkına vardım.Meğer ben bir berber mektebinden ders almışım,ne güzelde etmişim diye düşündüm.
Bir gün arabama binip o küçük kasabaya,berber mehmetin o küçük dükkanına gittim.Dükkan harabeye dönmüş,berber Mehmet çoktan ölmüştü.O harabe dükkanın önüne oturup saatlerce ağladım.Nasıl bir dünyaydı bu yarabbi,bu anılar,bu hikayeler,bu misaller hepsi berber Mehmetin emanetiydi.O hikayeler hep bana berber Mehmeti hatırlatıyordu şimdi.
Yeni evliydi ziya hoca. Karalık’ta bir ev bulmuştu. Ev uzaktı ya, okula olsundu." Kadı kızında bu kadar kusur olurdu “diye teselli buluyor, okuluna her gün yürüyerek gidip geliyordu.
Gözü bir araca takılırdı her gün hocanın. Reno marka beyaz bir araçtı bu. Komşu evin önünde, öylece süzülüp dururdu.
"Allah’ım hiç bir şey istemem senden, böyle bir arabam olsa yeter diye "Ziya hoca, her gün dualar ediyor, yayan okula gidip geldikçe yoruluyor, yoruldukça böyle bir arabayı daha da çok istiyordu.
Ne gönüller bağlandı yüreğin sızısına
Hayat hergün bahardı gençliğin arzusuna
Dönüp durduk dünya da hepimiz yana yana
Güldük mü? Ağladık mı? biz bunu bilemedik
Sicim sicim bir yağmur yağsa,
Gürül gürül aksa sular derelerden.
Sığınsak bir evin saçağına üşümesek
Buğulansa nefesimizle camlar,
Şimdi hangi gündemin
Son satırısın sen,
Hangi kapının son kilidi.
İçimden neler geçiyor
Yağmurun da gözyaşları kar olur
Acep bizim hallerimiz ne olur?
Soran olmaz bir köşede kaybolur
Terk-i mekan edilir miyiz bilmem!
Saçlarının,
Yere düşen gölgesini severdim.
Değişmezdim hiç birşeye,
Sürmeli gözlerinin bakışlarını.
Hava oldukça sıcaktı. Hâlbuki ki bir kış gününü yaşıyorduk güya. Cebinden mendilini çıkarttı. Yüzünden aşağı süzülen terlerini birer birer sildi.
Ellerini nereye koyacağını bilmez bir halde dönüp duruyordu yerinde. Konuşmalarının çoğunu kendisi bile anlamaz bir şekilde bir şeyler mırıldanıyordu.
Bazen yaşıyormuş gibi soluk alıp veriyordu. Bazen gözlerinde bin bir hüzünü gezdiriyordu. Gidip geliyordu ara sıra. Gözlerinde çaresizliğin bütün ezilmişliği adeta dans ediyordu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!