Yine bir akşam üstü... Yine karanlık
Bastırıyor havayı. Yüzyıllardır sürüp giden bir bilmece bu. Bu bilmeceyi bilen, çekip gidiyor bu mekandan. Ne karanlık kalıyor geride, ne de güneş doğuyor yerli yerinde.
Halbuki ki,mavi gökyüzü güzel. Şırıl şırıl akan su, uçsuz bucaksız uzanan yeşil ormanlar,
Bana bir şiir söyle,
Hep güzel sözler söyle
Sevdiğini hep söyle
"Gizlidir"
En gizli yerinde yüreğin
Sen saklısın
En şakrak her halinle.
Gülüyorum olur olmaz şeylere,
Birer birer kaybolup gidiyor göçmen kuşlar.Bir daha gelmiyecekler biliyorum.Benim kanadım yok ki,uçamam diyordun ya,çok üzgünüm dün duydum ki uçup gitmişsin.
Unutmaz diyoruz ya sevenler,evet unutmuyorlar.Üstünü kapatıyor yeni gelenler.
Halâ yüzündeki tebessüm öyle duruyor.Giydigin elbiseler gibi anılar bir köşeye büzülmüş ama bazıları hiç unutulmuyor.
Ne kadar çok yalan demişsekte dünyaya.Hep böyle yalandan yaşamak zor geliyor.Unutmuş gibi yapmak,mecburen yaşamak inan zor geliyor.Yine dost sohbetleri yine başı boş işler
Nazlı nazlı akıp gidiyordu Göksu nehri...
Sanki olup bitenden haberi yoktu. Sanki tek kendi dökülüyordu Akdeniz’e.
O gün çok güzel bir gündü. Birde sıcaktı ki sormayın. Kim bilir di ki bir çocuk suyu gidecek, bir anne feryat edecek, bir şehir hepten üzülüp, ağıtlar söyleyecekti.
Gece olunca, ne kadar kaybolan sesler varsa, başımıza üşüşürler. Aman yarabbi ! ne kadar da gerçek gibidirler. . Kimilerinin emir verdiği cümleleridir kulaklarımızı tırmalayan, kimilerinin özür dileyen hüzünlü ses dalgalarıdır gelip, kulaklarımıza dolan. .Kimilerinin öğütleridir, yanıbaşımızda bizlere fısıldayan.
Onlar, çoktan terketmişlerdir yeryüzünün bu şaşalı mekanlarını, ama işte bir hoş sedaları kalmıştır, kulaklarımızda dolanıp duran.
Sesler, sevdiklerimizin sesleridir, her gece çok uzaklardan bizlere seslenenler. Onlar ne kadar gitselerde bizlere bıraktılar anılarını, yüzlerinin güzelliklerini, onlar ne kadar gitselerde bizlere bıraktılar dünya kadar öğütlerini. Bizlere bıraktılar her gece kulaklarımıza çarpan seslerini.
Onların gezer sesleri her gece, gökyüzünün sonsuzuklarında. Onların baktığını hissederiz bizlere bir yerlerden. Onların anlarız ne dediklerini,o güzelim öğüt lerinden,anlarız bize kalan seslerinden.
Tılsımlı cümleler söyleme bana
Acizliğime ver ağıtlarımı gök.
Varlığım çaresizliğini oynarken
Suskun puskun ,
Son bir kez,
Çok eskiden gezdiğim
Yerleri turluyorum.
Heybemde,
Zamanı geçmiş değerler
Alıcısı bitmiş çoktan
Bir kırlangıç kuşu gibi büyüttü yavrusunu ıraz bibi.Hem yuvadan uçacağını bile bile,hem geleceğine el sallayarak büyüttü Gonca gülünü.
Evden çıkarmadı mesela.Ona bütün örfünü
Adetini öğretti.En küçük yaşından başlayarak
Ona ceyizler yapmaya başladı.Bir yandanda Gonca Gül yapıyordu oyalısını,tülbetini.
Lal eyleme gönül beni burada
Bırak beni ulaşayım murada
Mecnun gibi atma ordan oraya
Gitme kimselere, yalnız onun ol




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!