Adam Eşeğe Ters Biner mi? Şiiri - Ömer T ...

Ömer Tolgay
157

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Adam Eşeğe Ters Biner mi?

Sümbüller perîşan
güller kan ağlar
Şeyda bülbül terk e-
DELİ bu bağı (1)

Veya nasıl desek
Üstad'ın tabiri
ne güzel anlatır
şu ruhsuz çağı:
“Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle
Ve cemiyet, cemiyet, yok eden gurûhiyle…” (2)
Değişi-
yor(muy) um…
Hep kendi dengemden
fedakarlık edip
topluma uymayı
hatta rol yapmayı
denesem mi diye
hafakan içinde
düşünü-
yorum.
Yenilgiyi kabul
edi-
yorum. (Bu da yorum!)
Son düşüncelerim
sadece kuruntu
evhamdan başka bir
şey olmasa bile
“bir denemeli” de-
yorum. Evet yorum:
Aynen İbn-i Hazm’in
de dediği gibi, (3)
“O’na aşkımın bir
belirtisinin de
kardeşini sevmek
olduğunu” bilir,
işte bunun için
saf ve ilâhî bir
mukaddes sevginin
arka planında
art niyet arayan;
kem bakışlarıyla
bu temiz duyguya
fesatla yaklaşan
kem niyetlilere
evet, SİZE söyle-
yorum: (Yine yorum)
Ey güruh, ey toplum!
Sana mağlub oldum.
"Yüce Önder"imin
izini sürerek
Yürü-
Yemi-
yorum.
Onunsa gücünü
tüketememişti
zalim şirk toplumu...
Ona hakaretler
işkence, zulümler…
Taşlayanlar bile
affına mazhardı,
kıramadı onu.
Ayakları oldu
kan-revan ve doldu
mübarek gözleri
ama karşılığı
hidayet duası.
Ya Rab! şu içinde
yaşadığım toplum
için öncelikle
ihtiyaç duyuyor,
her birimiz için
hidayet, ıslahat
diliyorum Senden.
Duamda, şekilden
muhtevaya inip,
dilimden kalbime,
taklitten tahkike
ve hakka'l-yakîne
yönelme adına.
“Madem anlamadı,
kimse de anlamak
isteme derdinde,
niyetinde değil,
Hay Allah kahretsin”
diyemiyorum ki.
Hicret mi? ! Nereye?
Medine’miz nerde?
Hicret, ah Medine
aşkın sitesini
gönül devletini
kuramaz mıydık ki
isteseydik biz de?
şu boşluğumuza,
hem zihnî hem kalbî
entelektüelce;
ifrat ve tefritten
ârî; aklî-hissî
uçurumumuza,
bu kısır döngüye
bir karşı güç gibi
ve ailemizi de
merkeze alarak
bir yürek devleti
kuramaz mıydık biz,
sevgi ve kardeşlik
temeli üzere?
Hicret… ki göklerden
zembille mi inmiş
evet sanki öyle;
hiçbir şahsî gayret
ve dahli olmayan
zora zorlamayan,
iradeyle / nefsî
mücahedemizle
duayla oluşup
gelişemeyen ve
“döl kardeşliğinden,
yıllar alan zorlu
çabalarla ve nefsî
mücadelelerle
yoğrulan, bezenen
her daim paylaşma
mutluluğunun da
yaşandığı, güler
bir yüzle bir gönül
almanın da hiçbir
çıkar mutlanmasına
değişilmeyecek
kardeşlik hissine
anlamına hicret…
Kardeş saydığına
“En büyük Sevgili'-
nin rızası için,
seni seviyorum”
deme sünnetine.
Yoksa bu şerait
bu baskı altında
nereden nereye?
Kardeşlik ruhundan
ve bu sayede de
Allah sevgisine
liyakat azminden,
toplumun heva ve
keyfîliğine (mi?)
Fitne kazanının
caydırıcılığı
nihai hedef mi?
Kınanma ve gıybet
iftira, dedikodu
neyse ne bunlara
maruz da kalmama
emniyetine (mi?)
Hicret (!) ah bu mu ki
Hicret’in anlamı
bu mu olmalıydı?

Bütünüyle inan-
mayan bir toplumda
değildik elbetde.
Tanımlamaya da
girişçek değilim,
Buna dair olan
imanî ve fıkhî
temelleri, ne de
Çözmeye mi cür'et
Edeyim, edemem...
Ancak gerçeği de
bir yığın önyargı,
sûizan ve gıybet
manzume dizisi
adına örten ve
bu açmaz içinde
yaşamını süren
bir topluma karşı
güçlü olamadık
Bizim bu sevgimiz,
“somut kardeşliği”
yok eden toplumda
yok edilen ruhu
yenilme noktası
ile de yüz yüze
öyle bir geldi ki,
Derin yenilgimiz.
Toplumun bu genel
normlarına göre
“beyni, her hücresi
zonk zonk sızlayan” bir
“hasta ruh”un sesi
söyleyeceği ne
daha ne olsun ki?
Ama artık yalnız
ve yalnız Vedûd’un
rıza ve sevgisine
o hoşnutluğuna
erişme yolunda
attığımız tatlı
güzel adımların
hatırasıyla da
avunabilirim.
Uzak sayılacak
bir yola çıkacak
olmam (o günlerde
hastalık şartları
dikkate alınsa)
bile beni engel-
leyemezdi asla.
bana açılması,
beni dinleyici
ve de tartışmacı
olarak tanıyıp
öyle benimseyip
o özel yerimi
hep tescil etmesi,
benim için tek ve
asla vazgeçilmez
şifa kaynağı idi.
Günay Rodoplu’nun
yaptığına benzer
resimler çalıştık
yağlıboya ile.
Onun da bir Günay
olduğunu söyler
dururdum her zaman
O da beni aynı
Ömer Sedes gibi
benimsedi. Ama
şu toplum illeti
beni Şafak Özden
sanacakmış, öyle
görecekmiş, Şiran
veya Selahattin
gibi, hangimizin
umurundaydı ki? 4
…..
Hepsi bir bütünün
parçaları: Ayrı
değil, bir bütünüz.
Kardeşliğimizin
samimiyet hacmi
o denli evrensel
bir hale geldi ki,
artık bu evrede
aşılamayacak
hiçbir engel de yok.
Hani hastaneden
beraber gelirken,
ümitsizliğimiz
kırılsın diyerek
bana gösterdiği
yazının başlığı:
“Sevgi her engeli aşar”
tabii ki mahremiyet
bu denli gerek yok,
“birimizin engelini
diğerimizin bilmesi
bazen zorunlu oluyor”
tarzı yaklaşımlarımla,
böyle bilgilendirmeler
edep sınırını aşan
ifade kalıplarını
kullanabilmeyi
kabullenmediğim
diye mi algılanmalı.
Değişebilecek miyim,
bilmiyorum ama
değişen bir şey var
besbelli bu, kesin:
şiir mi her neyse
başından sonuna
şu dizelerin de
nasıl bir değişime
uğradığı ortada.
Ümitsizliğimi(zi) ,
ve onsuzluğa kendimi
zorlamayı, zor da olsa
deneyeceğimi,
ve yeniden başa dönüp,
kardeşlik bağlarımızı
koparabilme çabası
başarabilemeyecek
olsam da bu yola
azmedeceğimi
(bunun benim için
şifa ümidinden
yıkıma dönüşeceği
malum olsa bile
hep üzerimize
oluşturulan şu
batıl baskılara
tahammülü elden
bıraktığımı ve
tedaviden, terapiden
vazgeçtiğimi söylerken…
bırakabilecek miydim?
Çünkü birden ona olan
bağımlılığımın
itidale dönüşmesi
mümkün olamayacaktı.
Çünkü neydi istenen
bizden, belki yalnız benden
ona bağımlı olmamam.
Bunu şu anda da
benden beklemeyen;
böyle birdenbire
değişmiş görünmem
doğru olmaz diyen
böyle söyleyen canısı.
Canım’ın parçası.
O geldi ve geldiğinde
okunuyor muydu hüznüm
ne bileyim karmaşıktım
herhalde o geldiğinde
istem dışı bir sevincin
dışa vurumu yüzümde
olabilirdi, belki de…
Gelişinin beni
mutlu ediyormuş gibi
görünmemesinin
gerekliliğini
edeyim desem de telkin
Çok zorladım kendimi çok
Ruhuma rol yapıyordum
Öyle ya, topluma da
aynı rolü yapacaktım,
bunu öncelikle kendim
oynamalıydım kendime
Ama olmadı, olmazdı…
Becerebilseydim n’olurdu?
Onca sevgi emeğini
ben mi vermiştim yalnızca?
pek az seçilen bu yolda (5)
kalmıştım kendi başıma.

Ayriyeten birdenbire
bende oluşan resmiyet
hem onda hem ailemde
sarsıntı yapmayacak mıydı?
Toplumun en temel taşı
en küçük birimi topluma
niye kurban edilir ki?
Ailemi güçlendiren
Kardeşlik aşkım değil mi?
O olmazsa ne yapardım?
Bu soru önemli değil,
Ama şimdi önemliydi.
Şu anda ne yapacağım
Böyle bir yanlışlık beni
telafisi imkânsız bir
yıkıma götürecekti.
Ayrılmamız içinse hiç,
akıl alır sebep yokken,
sebepsizce bir kopuşun,
parçalanışın izahı
mümkün yanı olamazdı.
Titreyip depreşen canın;
ruhumun bu uçuşunu
hazırlardı ancak ona
bağımlı olmam şu anda
gerekiyordu ve her şey
bir zamana bağımlıydı.
Neyse, evet, öyleydi ya.
Adam eşeğe ters binmez.
Ya: Eşek ters duruyordur
adamımızın altında.(6)
Öyleyse sözün kısası:
Değiş-
e mi-
yorum…
-
1 Bayburt’lu Zihni
2 Üstad NFK
3 Güvercin Gerdanlığı
4 Alev Alatlı, Viva la Muerte
5 Dr. Scott Peck, Az Seçilen Yol
6 İsmet Özel, Zor Zamanda Konuşmak, 345. Beylerbeyi’ndeki evin balkon okumalarına göndermeler.

Ömer Tolgay
Kayıt Tarihi : 23.10.2015 18:26:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


6 ve 8'in uyumuyla uyumsuz bir ruhu yorumlamak ne kadar uygun düşer? meselesine cevap arayışı.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Alaaddin Uygun
    Alaaddin Uygun

    harikaaaaa tebriklerimle

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)

Ömer Tolgay