Güzel’lere bakıp, yerindim.
Nikâh masa’sında, göründüm.
Kar’lı dağdan, daha serindim.
Eritti beni, kötü avrat.
Toplumda, yer alırdı söz’üm.
Tanrı fukarası, bir kayıt parası,
Bin üç yüz lira olur mu? Müdür bey.
Öğrencinin defter, kitap parası,
Tutup da, el’inden alınır mı? Müdür bey.
Zengin mi? Fukara mı? Diye sormadan.
Muhtar
Yine geldi, muhtarlık seçim yılı.
Aday oldu, sivrisineği kılı.
İyi gidiyor, hepsinin de halı.
Sakın mühür’ü, kaptırma muhtar.
Adın münafık, işin müzevir,
Bunu götürüyor, artık devir.
Kızan yoksa, laf’ı dönder, çevir.
Tam olmuşsun, ehil bir, müzevir.
Söyle, kimden aldın, bu mesleği.
Sana Ne
Yüreğim, içten kanıyorsa.
İçim, kor gibi yanıyorsa.
Yaşamak, buna deniyorsa.
Ben yaşamıyorum, sana ne.
Ben de, doğduğum günden beri.
Ölüme koştum, adım adım.
Asla, dönüp gitmedim geri.
Ölüme koştum, adım adım.
Düştüm, çaresiz bir sevdaya.
Konya’dan, Adana’ya gelir tanen.
Çukurova’dır, senin asıl hanen.
Sohbet etmek değil, içme bahanen.
Acılı kebaba, yoldaşsın şalgam.
İlla havucun, siyahı olmalı.
Bir gün, bir çocuk, baktı sarhoş’lara.
Şöyle biraz düşündü, kara kara.
Acep, karışsam mı dedi, onlara.
Düşünme oğlum, tum iç, dedi sarhoş.
Sarhoş’lar, gel buyur dedi, çocuğa.
Yüz’lerin, bembeyaz, sanki ak pamuk.
Kına’lıdır el’lerin, yumuk yumuk.
Bin yerinden oynuyor, bütün kemik.
El’ini, el’ime, veriversene! .
Her bir yerin açmış, al gül’lü çiçek.
Şaşıyoruz
Olan şeye, bir sebep sorar.
İnsanı, zulme doğru sürer.
Bulanık suda, balık arar.
Bunların, hangisi doğrudur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!