Bizim olsa, şu deniz derya.
Bizim, kötü nefis’imiz var ya.
Bizim beden, şeytan’a kurya.
Doymayan, bir nefis, var bizde.
Ban Allah'ım, dese de, haşa.
Nasıl Gündeyiz
Gözler ağlıyor, gülünmüyor.
Kul kapısına, gelinmiyor.
Baba, kardeş, hiç bilinmiyor.
Bizler, böyle nasıl gündeyiz.
Güzel’lere bakıp, yerindim.
Nikâh masa’sında, göründüm.
Kar’lı dağdan, daha serindim.
Eritti beni, kötü avrat.
Toplumda, yer alırdı söz’üm.
Tanrı fukarası, bir kayıt parası,
Bin üç yüz lira olur mu? Müdür bey.
Öğrencinin defter, kitap parası,
Tutup da, el’inden alınır mı? Müdür bey.
Zengin mi? Fukara mı? Diye sormadan.
Isıtıyor, bütün çocukları.
Öldürüyor, sıcak kucakları.
Kahrolası, maden ocakları,
Yetim yavru, babam diye ağlar.
Gırizon gazının, patlaması.
Mıymıntı Avrat
Bana, nerden geldi, bu bela.
Allah vermesin, başka kula.
Her gün okunur, benim selâ.
Yaktı beni, mıymıntı avrat.
Muhtar
Yine geldi, muhtarlık seçim yılı.
Aday oldu, sivrisineği kılı.
İyi gidiyor, hepsinin de halı.
Sakın mühür’ü, kaptırma muhtar.
Münevver Yazıyor
Çöl gönüllerin, vefasısın.
Köşeler, Münevver yazıyor.
San ki, bir bahar sabahısın.
Neşeler, Münevver yazıyor.
Kaçmadı, uçmadı, göçmedi,
Hiç kimseye, kılıf biçmedi,
Halka hizmetten, vaz geçmedi,
İşte sana, Mustafa Kamal.
Haksızlık, hırsızlık bilmedi.
Bir gün, bir çocuk, baktı sarhoş’lara.
Şöyle biraz düşündü, kara kara.
Acep, karışsam mı dedi, onlara.
Düşünme oğlum, tum iç, dedi sarhoş.
Sarhoş’lar, gel buyur dedi, çocuğa.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!