Bir kervan geldi 571 de dünyaya bir kervan dan öte dosta dost geldi dünyaya 571 de Hakkı batıldan ayıran Hayrı şerden kayıran şerri gönülden sayıran yetim i masumu doyuran ümmetin babası doğdu 571 de Sezgin bakışlı derya akışlı yüreği ümmet için yaralı uhutta kolu kanadı kanalı bir bir nur doğdu 571 de ummet için gece gündüz çareler arayan yaş dolan gözleriyle yüreği kanayan İslam davasına yiğit arayan bir dosta dost doğdu 571 de Selamsız geçmezdi bir günü dünyaya yayılmıştı nurdan Ahmedin ünü hep ümmet oldu günü dünü yar oldu bana gönül bülbül ü bir gönüller sultan ı doğdu 571 de vur dedi Gamsız yürek aşk ile bana bu Sevda olur gönül ilacı sana bu sevdaya tutuşan nın hep hali gönlü yara bir aşk doğdu 571 de
Yetimlerin babası dertlilerin dermanı gönüllerin fermanı Âşıkların cananı Alimlerin şahıydı Muhammed S.A.S bir yetim kaydı 632 de toprak ağlayı dağ ağlayı ümmet ağlayı yetim kanayı çiğer çağlayı göz damlayı yürek dağlayı bir yetim kaydı 632 de yetişti gönül derde bir Sıddık idi manası yetişti imdada ey Gamsız gönül diye haykırdı İnsan insan ölür diye tebessüm indi yüreğime sanki sanki ilaç oldu kanalı ciğerime tek ölümsüz olan Allahım anladımki davada aşk da ölmedi daha evet o ölmedi o davaydı sevdaydı aşkı tı o ölmedi 632 de sevdayı bilene aşkı bilene davayı bilene en önemlisi Hakkı bilene o ölmedi daha 632 de Evet resüle kulluk yoktu bizde en yüce aşk sevda olan Allahtan sonra kalpler de en yüce aşkı tı sevdaydı bizde kibirsizce Ey yüce rahmanım sen en yücesin bu kalp aşkın ile atar
aşkını kalbine katar sana sevdalı yar seni en tepeye koyar aşktır nimetin yüreğim bir gül demet im gönlü aşka boyalı zikirli dilim Haktır veren gönül zevkim bir yetim kaydı 632 de Allah ( cc ) için sevdik onun kulu ve elçisi diye kazdık yüreklere davaya aşk olurda sevda olmazmı gönül yanarsa cayır olmazmı bir gönül seversinde hayır olmazmı öyle sevdik işte toprak olurda su olmazmı gül olurda olurda bülbül olmazmı göz olurda yaş olmazmı göl olurda ırmak olmazmı aşk olurda yürek yanmazmı bir yetim kaydı 632 de
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta