Henüz serenat icat edilmemişti.
Eylül’ün yirmi biri; yaprakların sararmaya bile vakit bulamadan toprağa düştüğü bir akşamdı.
Yalnızlık, ucuz çinko tencereleri vuruyordu varoşlarda, pazaryeri kalabalıklarını başına toplayarak.
Sokak lambaları gecenin karanlığına direnmek için birer birer yanmaya başlarken senin buğday sarışınlığın ilham verirdi tüm ışıklara.
Beni görünce kaçma ne olur
Ceylan ben seni vuramam
Saklananıp beni süzme ne olur
Ceylan ben seni vuramam
Tenhalarda bir gölgeyim
Devamını Oku
Ceylan ben seni vuramam
Saklananıp beni süzme ne olur
Ceylan ben seni vuramam
Tenhalarda bir gölgeyim




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta