Henüz serenat icat edilmemişti.
Eylül’ün yirmi biri; yaprakların sararmaya bile vakit bulamadan toprağa düştüğü bir akşamdı.
Yalnızlık, ucuz çinko tencereleri vuruyordu varoşlarda, pazaryeri kalabalıklarını başına toplayarak.
Sokak lambaları gecenin karanlığına direnmek için birer birer yanmaya başlarken senin buğday sarışınlığın ilham verirdi tüm ışıklara.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!