Zindandan Mehmed'e Mektup

Necip Fazıl Kısakürek
339

ŞİİR


1074

TAKİPÇİ

Zindandan Mehmed'e Mektup

Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı? .. Belki... Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak.

Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler, bugün 'maruzât'!
Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccâdemin yününde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem!

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!

Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!

Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allaha açık.

Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
İplik ki, incecik, örer boşluğu.

Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

(1961)

Necip Fazıl Kısakürek
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Yavuz Selim Bulut
    Yavuz Selim Bulut

    Kalbinde nasıl bir hüzün var? Tevekkülü daha büyük.

  • Yunus Emre Şanalmış
    Yunus Emre Şanalmış

    Üstadın en sevdiğim şiiridir.
    "Beni Allah tutmuş, kim eder azat? " gibi müthiş bir cümle barındırmaktadır.

  • Hasan Hüseyin Afşin
    Hasan Hüseyin Afşin

    Üstada övgüler zerre kalıyor.
    Böyle söylermiydim sevmesem
    Söz bulamıyorum
    Acaba nedesem

  • İlyas Ateş
    İlyas Ateş

    tebrikler mekanın cennet olsun

  • Abdulsamet İlgin
    Abdulsamet İlgin

    orta okuldan beri okuduğu ve çok etkilendiğim şahane bir eser.....

  • İbrahim Sezgin
    İbrahim Sezgin

    Bana şairliği sevdiren üstadın bu eseri.Allah rahmet eylesin

  • Fatih Öztürk
    Fatih Öztürk

    Hangi şiiri yazmak isterdiniz? Diye sorsalar. Hiç düşünmeden 'İşte bu' diyebileceğim tek şiir. Bence üstadın en güzel şiiri... Allah rahmet eylesin.

  • Şaban Mortaş
    Şaban Mortaş

    Öp beni alnımdan sen öp seccadem .. ruhum ürperiyor bu mısrada ..

  • Evladı Vatan
    Evladı Vatan

    ÜSTADIN KALEMİNDEN, DAHA DOĞRUSU YÜREĞİNDEN ÇIKAN BİR ÖRNEK DAHA....

  • Gültekin Şahin
    Gültekin Şahin

    Bu dava garip bu dava öksüzken, zerre miskal menfaat hissiyatına tevessül etmeden bu davanın hizmetkarlığına herşeyini vakfeden insanlar,
    eğer o zulmetli günlerde saldırılarına maruz kaldıkları şeref yoksunu insanlık müsveddelerini,
    bugün kendi öz davasının iktidarında kendi değerlerini istismar ederek getirildikleri mevkiilerden,
    yine bu davanın hakiki sahiplerine ok çektirilen bir noktada buluyorsa;"öz yurdunda garipsin öz vatanında parya" tabiri işte asıl o vakit en zora gidecek manada ifadesini billurlaştırmıştır.

TÜM YORUMLAR (203)