Mektup edilmemiş bir hasrettir bu,
Yeryüzünde hiç uğranmamış
Bir gönülden, bir mısra da olsa
Sitem olsun diye,
Yaprakları balta sesi ile bilenmiş
Ağaçlara.
İnsanın yüreği kendine yeter mi Meryem Ana?
Herkesin mezarı, sevgisinin bittiği yerde mi kazılır?
Elektrik direklerine çarpan kuşlara baksana,
Kim kendisine, kendinden daha iyi bir düşman bulabilir?
Yüreğim, ağır bir yara,
Bütün şiirler yazılmış meryem ana.
İşlenecek duygu kalmamış, eskilere benzeyen.
Kıblemin ardı görünmez oldu
Sütünü kestigin günden beri.
Bir hasrete prangalıyım
Gelsen çözülecek yaram belki.
Bir katedralin tavanına,
Oğlunu resmetmişler.
Çiçekler içinde,
Kollarındaki kan lekeleri....
Çiçekleri sildiler Meryem Ana!
Elleriyle çiziyor mezarını bir tuvale,
Ölümü resmetmek isterken,
Ölümden sonrasını resmediyor istemeden.
Duygularını zihnine kiralayıp,
Gölgeliyor mezar taşını.
Yalnızlıktan yana kullandığı ömrünü,
işte tüm geceler sıralanmış önümüzde,
tüm kapılar sırlanmış
yağmurlar iyilik meleklerine sataşmış
hüsranda buluşmuş güzelliğin saltanatında ferman verenler.
İnançlarımı satacak pazarların orta yerindeyim.
Satıyorum yargılarımı,
Kavgalarımı ve zaferlerimi.
Hiç arabam olmağından, senle yürüme umudumu satıyorum.
Ve kem gözler üzerimde pazarlık yapıyor,
Yok fiyatını çok görenler olmuştur hep.
Yalnızsın.
Ötekisin.
Karalanır ruhun, içerik bir veba...
Yalnızlığın rıhtımında bir vagon dolusu umut,
Hasretliğin ödenemeyen bedelisin.
Körler dünyasında bir bakımlık ayna,
Ve bana ait bir pencerem vardı bu dünyada,
Bir yüzsüzlüğü uçurumlarıma açılan
Bir sürgüsü umutlarıma sonuna kadar örtülen.
Buğusunu yazlara saklayan, baharlardan kışlardan çalınmış.
Küs canımı ruhuma dokuyan pencerem,
Topraksız bedenim, camlarını lekelerken... Ve beni ben gibi gösteren bir pencerem vardı bu dünyada...
Bütün hesaplar yapıldı Gabrielle,
Bir uçurum açılacak yollarımda.
Saat belli gün belli ve failim sen.
Bu cinayetlerin en kusursuzu bir bilsen.
Bir hayırsızım yolum hiç görmez düzü.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!