Yanarken içimden, özümden gülüm
Severken gönülden ödüldür ölüm
Ateşler sararken dökülmez külüm
Severken gönülden ödüldür ölüm
Gönül gözümden akar, sana doğru gözyaşım
Muhtacım rahmetine, eğiktir sana başım
Kula kulluk edemem, çarem sensin Allah’ım
Manayı arıyorum nefsim ile savaşım.
Beşerdir insanoğlu bazen şaşar Yarabbi
Sarışınlar darılmayın
Sözlerime alınmayın
Kumrallar hiç avunmayın
Ne varsa, şu karalarda…
Bir kırmızı gül,
Neler söyler insana
Tomurcuklanan sevgiyi;
Getirir çiçek,çiçek
Sevgiliye...
Bir kırmızı gül,
Simsiyah bir hüzün sararken gökyüzünü
Karanlık gecenin, sonsuzluğunda
Kalabalıklar içinde, yapayalnızım.
Ruhumda dipsiz fırtınalar eserken
Hüzün takıldığı, gözlerde aradım seni
Eksik kalan birşeyler vardı, besbelli
Ana karnında başlar bekleyiş
Dokuz ay doğmadan
Ne uzun nöbettir bu
Bıkmadan,usanmadan
Sonra büyümeyi,
Emekleyip,yürümeyi
Bir gün arayıp da sorarsyn diye
Karanlyk geceyi yoldas edindim.
Karsiliksiz kalan nice sevgiye,
Akan gözyasimi sirdas edindim.
Yer bulurum diye gönül tahtinda
Polatlı’dan Haymana
Anan olsun kaynana
Etimesgut Sincan’a
Ankara’nın koçlarıyız.
Cilvesiyle, edası
Kalpte bitmez sevdası
Ne de güzel oynuyor
Ankara'nın Sedası
Savuruyor saçları
Çekilmiyor nazları
Kesilmiyor hızları
Coşturuyor sazları
Ankara'nın kızları
Can katıyor ömüre




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!