Kimseler duymadan hadi gidelim
Mehtap denizle kucaklaşırken
Yakalayıp saçlarından öpelim
Korkmadan siyahlardan
Sen hiç ay ışığında yüzdün mü
Dibini görmediğin insanlara
İncecik bir sızıdır keskin ve derin,
Boş bulunmuşsundur sızlar yüreğin.
Ummadığın bir yerden alınmıştır yara,
Acıyan yer götürülmek istenir de dudağa,
Öpünce geçerdi çocukken acılar,
Geçmiş zaman olsa da öpülse yaralar,
Gece düştü kaktüs çiçeği üstüne
Küstünde mi kapandın kendi içine
Hangi derin rüyanın uyananısın
Sevda ağır gelmiş sanki gönlüne
Öpsem ışığa en hasret yerinden
Açsan yüreğini bir tek ben görsem
Kırbaç
Deynek üzgün
Ya uçtaki sırım
Vurduğu yerle kavuştuğu an
Öfkenin kırmızısı
Binlerce cümlem asılı kaldı boşlukta
Uzatmış ellerini seni bekliyor
Hiç birini diğerine ekleyemedin
Aç kaldım
Bütün kozları yaktım
Kimseyi alt etmek hevesinde olmadan
Ben de bir kor'dum
Kırkikindiler bitmeden git
Git o en çok sevdiğine
Mis gibi bir yağmur düşsün üstüne
Toprakta tav,tende nem
Bende sen
Sende o,
Köşeler dar sokakta
Nefessiz çıkılan yokuşta
Arayış ve soluklanışta
Aşmam gereken köşeler
Karanlığa su tutmakla
lmek ilmek dokunan bir kabuk koza
İplik iplik örülen örtüdür yuva
Halden hale geçmek için bütün bu çaba
Ah gün,doğumun ve ölümün
Renklere yanmayı,
Bana bakmayı öğretti
Sarıdan başlayıp
Kırmızıya doğru
Gözlerim gördü gün,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!