Ben değilim o isyankar boş bardak,
Soyu korunansa en kirli tuzak...
Bu belde, bu sokak oldukça kurak.
*
Öfkeyi yoldaş ettiler insana,
Kederden duvarlar örüldü yana,
Şükürsüz yakarış çarptı tavana.
*
Masumluk, sadakat pazara feda;
Asi olan ben mi, kısırsa seda?
Kuru dudaklara mühürlü nida!
*
Yürek paramparça, canlar da melal;
Korkuyla kuşkuysa çarşıda helal,
Kararmış zihinler, ümitsiz hayal.
*
Gülümsemek suçken, umutsa zarar;
Her yeni kuşağa mirastır mezar,
Yıktılar düzeni, bozuldu pazar.
*
Yazılmış ne varsa ettiler hep kül,
Mazisi silinen bulur mu ödül?
Kökü kurutulmuş, açar mı hiç gül?
*
Yitmiş bir dünün tam üstünde gece,
Kuleler dikildi, hem de delice,
Yarınlar kurduk biz, kör ve cahilce!
*
Ben değilim suskun kalan arkadaş;
Tacı giydirilmiş sahtedir sırdaş...
Bu ülke, bu çarşı, her köşe savaş.
*
Kavgayı kanun bilmiş burda beşer,
Kanlı duvarlarla örülmüş kemer,
Riyakar dillerde kurumuş keder.
*
Adalet, vefaya edildi veda;
Suçlu olan ben mi, kibirse eda?
Çatlak dudaklardan fışkırdı nida!
*
Gönül yaralı, soluklarsa hep dar;
Riyanın, hilenin bini bin kadar,
Çoraklaşmış kalpler, ışıksız diyar.
*
Sevinmek ahmaklık, direnmek yasak;
Her doğan çocuğa biçilmiş tuzak,
Kurulan töreyi bozdular çıplak.
*
Kırılmış taşları çizdiler sessiz,
Kökünü unutan yürür mü izsiz?
Dünü olmayanın yarını dilsiz.
*
Çökmüş bu tarihin üstüne duman,
Saraylar yükseldikçe artmış ziyan,
Gafletle örülmüş bu sahte zaman!
*
İnkarcı değilim ben dur da bir sor;
Zırhını bürünmüş bak kibirli kor...
Bu iklim, bu belde bakışlarda hor.
*
Yoldaş kıldı feryadımı her bir çağ,
Gözyaşı seliyle yıkandı bu dağ,
Dua diye sunuldu hep kuru bağ.
*
Mertlik ve asalet yankısız sada;
Bozguncu olsak mı, sahteyse eda?
Boğaza düğümlü ateşli nida!
*
Akıl tutulmuş, adımlarım ağır;
Kalleşlik, desise çarşıda hazır,
Körelmiş vicdanlar, kulaklar sağır.
*
Doğruyu söylemek beyhude keder;
Her yeni nesile biçildi kader,
Kadim ne var ise vurdular neşter.
*
Yazılan defteri yaktılar biraz,
Geçmişe gömülen çalar mı hiç saz?
Kökü olmayanın baharı ayaz.
*
Silinmiş dünün üstündeki diken,
Kaleler dikilmiş göğe erişen,
Hüsranı büyüttük bilmeden erken!
*
Ben değilim isyan eden o cömert;
Tahtına kurulmuş bir amansız dert...
Bu dünya, bu meydan acımasız sert.
*
Çığlığı töreye kattılar her an,
Zehirli tellerle çevrildi mekan,
Şükürsüz dillerde boğuldu figan.
*
Hakikat, sadakat uğrunda feda;
İsyankar olan ben değilim, seda,
Susmayan dillerden yükselsin nida!
Kayıt Tarihi : 4.10.2026 20:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!