Anneciğim bana yemek yaparsın
Ben de bunun için sevinirim.
Seninle birlikte olmayı isterim,
Seninle gezmeye giderim,
Sen benim her şeyimsin.
15/03/2007
..
İkili ilişkileri hayatımızın başköşesine kim koydu? Neden mutluluğumuz da mutsuzluğumuz da aşk hayatımıza bağlıymış gibi yaşıyoruz çoğumuz? İşimiz, aile yaşantımız, sağlığımız iyi olsa da aşk olmayınca neden kendimizi dipsiz kuyulara ipsiz bırakılmış ışık arayan böcek gibi hissediyoruz? Hadi diyelim bu yalnızlık korkusundan ve her daim içimizi dökebileceğimizi her şeyimizi anlatabileceğimiz birinin barlığına duyulan ihtiyaçtan. Peki neden o halde bir sevgilimiz olduğunda onunla konuşmak yerine tartışıyor, paylaşmak yerine sadece almaya kalkıyoruz ve hala mutsuzuz ya da mutluluğumuzu kendi kendimize gölgelemeye çalışıyoruz kaprislerimizle, isteklerimizle, tavır almalarımızla, kendi isteklerimizi dayatmalarımızla, beklentilerimizle? Yalnızlıktan korkup yalnız kalmamak için elimizden geleni yapıyoruz. Bu her aç kalmada yemek yiyebilmenin değerini bilip, her toklukta diyete girme arzumuzla aynı tatminsiz durum mu acaba?
Her isteğimizin yerine gelmesine yüzsüzlük edip daha fazlasını istemekte kendimizi haklı görüyoruz. Sıfır iken bir olan iki de olur üç de deyip istemeye devam ediyoruz. Ama fark etmiyoruz bazen bu bir, iki, üçler artı yönde mi yoksa eksi yönde mi artıyor diye. Sevgilerimizi, paylaşımlarımızı olumlu yönde çoğaltabiliyorsak ne ala, ama olumsuz yöne gidiyorsa patlamaya hazır bir bomba oluşturmuşuzdur, sadece tek bir hamle yapmamızı bekler hal almıştır. Ateşi yakmak… Sonra bommm…Geride kalan yine yalnızlık ve soru işaretleri…
Sevim Atan
25.12.2008
..
Yazabildiklerim artık yok … Yalnız bırakmışlar herkes gibi
Elimde bir tek onlar kalmıştı oysa
Artık bitik yıkık bölük pörçük biriyim
Hayallerim hatta rüyalarım bile yok artık
Zifiri bir geceye yatıyor ve karanlıklarla dolu bir gündüze uyanıyorum
Hayatımdaki tek renk siyah olmuş sanki
Kirli bir dünyada yaşıyorum
..
Yemek ateşini yakarlar hemen
Rüzgarlar esiyor dayanır mı bir an
İsterseniz vereyim güzel bir tavşan
Beğenmediysen eğer zebra hediyen
Kılıcım sensin kalkanım sensin
Savaşı acıyı nasıl istersin
..
Su sessi,
Para sesi,
Kadın sesi,
Bana göre hepsinden ötesi,
Hanımın 'yemek hazır' sesi.
..
Bu dünyada bakmak için her yüze
Yüz gerek kardeşim yüz
Gitmek için dostlar kahvesine
Yüz gerek kardeşim yüz
Gecmek için kasapın önünden
Yemek için hergün öğünden
..
Paris
Yurt dışi gezilerimin değerlendirmesini sizlerle paylaşmak istedim. Bir nebze de olsa notlarımdan alıntılarla, Paris gözlemlerimi anlatmaya çalışacağım..
Aşklar diyarı ve medeniyetin doğduğu yer dediğimiz bu koca kent, sanki tüm dünyayı, içine almış. Paris’i daha önceleride bir kaç kez ziyaret etmiştim. İlk defa görüyorum gibi, her şey farklı bir şekilde dikkatimi çekiyor. Demek ki insan isterse, çok iyi tanıdığı yerleri bile, farklı yönleriyle, farklı güzelliklerin ve farklı renklerini görebiliyor.
Hepimizin bildiği bu başkent, dünyanın tüm insanlarını, ırk ve renk ayırmaksızın yüreğinin şehrinde barındırmış; birlikte yaşıyorlar… Merkezindeki göçmenler, kendi kültürlerini adeta orada, kendi aralarında yaşarken, kendilerine özgü farklılıklarını da sunmaktalar. Gerçektende geçerken sanki, Paris’in içinde ama, başka başka yerleri ziyaret ediyorsunuz.
..
Yörük kültürüyle hayatı geçti,
Tüm anaların anasıydı anam.
Sevda ile sevgiye kucak açtı,
Tüm anaların anasıydı anam.
Yörük olduğunu söylerdi kendi,
İnsanları seven sevgili candı.
..
Yemek hazır sofrada, pencerede seni beklerim,
Kapı zili susmadan bağırırdın, anne üç aldım, diye
Derdim, Canın sağ, dudakların ıslak olsun.
Gülerdin be yavrum, çatlak dudaklarınla.
Canım yanardı, bir aldım anne şaka derken sen.
Neden unuturdun beslenmeni yemeyi ve meyve suyunu içmeyi,
Hemen ders çalışmayı seçerdin, bende yemek yemeni,
..
Peygamber efendimiz,
Kedileri severmiş,
Bakımıyla uğraşır,
Doyurur ve beslermiş…
Kediyi fertten saymış,
Ona da hisse vermiş,
..
Çobanlık!
Peygamber mesleği,
Düşündüm neden?
Kepeneği evi olmuş,
Torbasında birazcık azık,
Otlattığı hayvanlar dostu,
Dolaştığı çayırlar
..
Muzu sever çocuk,
Muz yemek ister
Alamaz ki.
Canı da bir çeker,bir çeker
Pazarda gezinirken
Görünce muz satanları
..
Kustuğum sözlerden
silbaştan bir yemek yap bana..
Ama saf ve bi o kadar da katkılı olsun
yaptığın o yemek,
Tanrı eli değmiş gibi!
onu kat,
bunu kat,
..
Bir bahçeye sığınmış üstelik anne köpek,
Yakında doğuracak merhamet gerekecek…
Bir tanrı misafiri ki hem de ne vefakâr,
Su ve yemek verilse Rab’bim bizi bağışlar…
Komşu şikâyet eder köpek hiç olmuyormuş,
..
Doktorculuk oyunu bilirim, doktorum
Yalnız size var bir sorum:
Hep neden siz doktor olursunuz da
Biz hasta? .. Siz hasta olun siz soyunun.
Biz hep hemşire, hep iğne vurmak,
Ya da yemek yapıp bulaşık yıkamak,
Yok mudur bunun bir başkası?
..
Ailem ve Ben
SALİH DEDEM NAM-I DİĞER HAFIZ SALİH
1911 doğumlu. Ailenin en büyük oğlu. Babadan yetim kalmış. Annesinin Hafızlık yapmak için ayırdığı tek evladı. Dört erkek bir kız kardeşler. Önceleri çeşitli yerlerde imamlık yapmış. Ramazan imamlığı için Gürcistan’a bile at sırtında gittiği söylenir.
Annesi, kardeşleriyle beraber bir vapur yolculuğuyla İzmit’e göç ederler. Yeterli paraları bulunmadığı için kardeşlerini kilim ve yorganlara sararak getirirler. Önce Kocaeli’ye bağlı Döngel köyüne yerleşirler. Bir ara Balıkesir’e İmamlık yapmaya gider. Orada ikinci evlilik yapıp bir kız çocuğuna sahip olduğu söylenir. Kumayı birinci kabul ettiremeyince boşar ve unutur onları. Ara sıra bahsi edilirse de o pek katılmaz. Bu olay bir şehir efsanesine dönüşür.
İlk evliliğini kız kaçırma şeklinde yapmıştır. Kızın babaannesi uykuda sırtına vermiştir onu. Emine ninem zengin bir adamın kızıdır. Ağa kızı. Nineme ondan büyük miras kalır. Babaanne ilim adamlarını sevmektedir. Kız babasının onu bu fakir gence vermeyeceğini düşünerek bu yola başvurmuştur.
..
Akşam oldu, güneş kayboldu, gece oldu erken,
Gün karardı, gökyüzünde parlak dördün ay,
Yıldızlar,birbirlerine göz kırparken,
Yollarımız yine ayrıldı, daha yemek yerken,
Ailece arada bir, sohbet etmek nasip olmadı
Herkes arzuladığı rolü seçti, güzelce oynadı
..
Kulun hakkına riayet etmek önemlidir,
Kul hakkıyla gelen kimseyi Allah affetmez.
Kuldan haksız Hak katına gitmek önemlidir,
Kul hakkıyla gelen kimseyi Allah affetmez.
Kul hakkının önemini çoğu kimse bilmez,
Kul hakkı geçiren kimse asla felah bulmaz.
..
Ey akıl sahibi kul, en münevver kul insan,
Hayvanlar da hak taşır, zor değil sevgi duyman…
Uyku düzenlerinin, yemek düzenlerinin,
Hayat düzenlerinin, olduğunu unutma…
Bir kötülük düşünme, kendine dönecektir,
..
Yolları var yarı beton,yarı taşlı,topraklı
İnsanları var yarı yufka,yarı taş yürekli
Dedikodu desen almış başını gidiyor
Evler virane olmuş,insanlar köyü terkediyor
Hala altta hayvanlar,üstte insanlar yaşıyor
Kimse gördüklerinden ibret almıyor
..



