Tanrılar yaratıldı insanlarda
Doyumsuz zihinlere vitamin niyetine
Kırmızı, pembe, sarı doğdu
Devran tutan güneşlerde
İnsan olanın tuttuğu cevher
Kaçışlar arası banliyö
Tıkırında tüttürülen yol
Boğuluyor ahları
Ezdiği tren raylarında
Bin bir soru peşi sıra
Alkolün dimağda bıraktığı tat
Görürsün, görünürsün sek
Ay doğar su birikintilerinden
Ne riya ne sual
Yaklaşır tüm imanlar dip dibe
İşin fenası gerçektir
Akasyalar
Tüf tepelerinden akıl dilenir akasyalar
Sahil kor güneşi dağlara asar
Abis dibinde kan kızıldır magmalar
Akut çiçeğinden lavlar taşar
Sürme çektim kapakçıklarına kalbin
Biraz bitkin çokça dargın zihnime
Az yön verseydi ya seferine
Beş taş oynunu bilemedim de hiç
Bilmeden oynadım şu garibime
Can çıkmazı kanmalarda buldum es ki ben
Yenilenmek vasat teselliydi alacalarında
Aşkın dönüşlerinden topladığım tohumlar
Vurgun yemişlere filiz verdi dikenli
Kanatarak geçtiğim yollar ki gamsız
Şehrin tüm ışıklarını söndürebilir miydik?
Bir mum olsun yanmaksızın
Bedenimin ışıkları söndü sanki
İnsancıllığımı da aldırdım
Hoyratım, savruğum
Senli nefes alırken
Gündüzüm gece harmanlı
Soluk da tutsak
Rüyalara tutunsam yok ki tutamacı
Davetsiz misafirin hediyesi
Anlamsız gamsız ihanetimi
Açınca kurdeleleri
Elleri titrek dilenci
Yorgun niyazdan
Buruşuk avuç içlerinde
Üç-beş kuruş eskiden
Bakışlarını düşürdüğü kaldırım taşları
Israrla takip ediyorum şiirlerini. Siteye şiir eklemediği gün kendi kendime neden eklemediki sinirlendiğim nadir şairlerden biri. Güzel yazıyor.. Alıştıktan sonra tarzına bırakamıyorsunuz... Tebrikler Yasemin Hanım...