Öğrenmem gereken en zor dersti yaşamak...
İçimde kırılmış ne varsa
tek tek onarılmasını beklemeden
günün kapısına çıkmak,
yüzümde henüz tamamlanmamış bir insanla
dünyanın içine karışmak...
Çünkü hayat,
yaralarımızın başında nöbet tutmaz.
Acının dikişleri sökülürken
önümüze yeni seçenekler koyar;
hiçbirini geri almaz,
hiçbirini yasımıza saymaz...
İnsan bazen
kendi içindeki enkazın envanterini çıkarırken
dışarıda kendisinden yaşamaya devam etmesi beklenir.
Bir yanı hâlâ yıkıntıların altında,
öteki yanı ekmeğini kazanmakta,
bir sonraki güne hazırlanmaktadır...
Ve kimse bilmez
kaç kez vazgeçmenin eşiğine gelip
kendi içinden geri döndüğünü...
Ben artık biliyorum:
Güçlü olmak,
kırılmamış görünmenin ustalığı değil;
kırılmış lığını bir kimlik belgesine çevirmeden
yaşamaya devam edebilmektir...
Cesaret dediğin,
korkunun kaydını silmek değil,
onu içinde taşıyan elin
yine de kapıyı açmasıdır...
Bazen insanın bütün gücü
yalnızca bir sonraki adıma sığar.
Bir kararın küçücük boşluğuna,
kimsenin alkışlamadığı bir sabaha,
kendine bile açıklayamadığı
o sessiz devam edişlere…
Çünkü hayat
biz kendimize yetişememişken de ilerler.
Ve insan,
kendi içindeki bütün odaları toparlamadan
da yaşayabileceğini
en çok dağıldığı yerde öğrenir...
Şimdi biliyorum:
Dünyanın en cesur insanı,
acıya yabancılaşan değil;
acının kendisinde açtığı yeri inkâr etmeden
kendine bir hayat daha kurabilendir...
Yaralarım hâlâ benimle.
Bazılarının adını bile bilmiyorum.
Bazıları, dokunmadığım hâlde sızlıyor...
Ama artık iyileşmeyi
yeni bir yola çıkmanın şartı saymıyorum...
Çünkü devam etmek,
her şeyin düzeldiğine inanmak değil;
hiçbir şey henüz düzelmemişken
hayata kendi payına düşeni yaşamaktır...
— Ali Taşkale
15 Mart 2017
Kayıt Tarihi : 15.10.2026 14:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!