Yine kesin konuşuyorsun.
Her zamanki gibi kendinden çok eminsin.
Oysa,
Seni sevdiğimi de anlamamıştın ki…
“Sevmediğimi” nereden anladın?
Bilmez misin
Sevmemek başkadır
Vazgeçen olmak başkadır.
Her vazgeçen,
Sevmeyen midir sence?
Ya da her seven,
Tövbeli midir vazgeçmeye?
Sen beni severken
Vazgeçmedin mi benden?
Öyleyse nedir sana,
Seni sevmediğimi düşündüren?
Bazen öyle olması gerekir.
Bunu sen daha iyi bilirsin aslında
Zaten bu bilgiyi,
Ben de senden öğrendim zamanında.
Sana defalarca “sevgime inan” dedim.
“Bana güven” dedim.
“Güzel günler gelecek” dedim.
“Sevgimiz kazanacak” dedim.
“Sabret ve benden emin ol” dedim.
“Olgunlaşacaksın ve anlayacaksın” dedim.
Ama asla
“Beni sevmediğini” söylemedim.
Çünkü sen beni terk ederken de ben,
Bana olan sevginden emindim.
Karışık hisler içerisindeyim.
İçimde sana karşı herhangi bir
Dargınlık, öfke, nefret, kırgınlık yok.
Haklı çıkan olmanın kekremsi tadı var.
Ama haklı olmak da iyi hissettirmiyormuş.
Oysa ben, senden sevgini istememiştim.
Net olmanı istemiştim sadece.
Evet, tek isteğim buydu gerçekten de…
Halbuki, defalarca söyledim de sana:
“Net ol ve bende hiç sen bırakma.”
Ama sen tam anlamıyla
Ne benden vazgeçebildin ne de sevgimden…
Beni de divane ettin işte bu yüzden.
Bu dünyayla kirletmek istemedin belli ki
Cennete sakladın masalsı sevgimizi.
Masal da olsa,
Doğanın acımasız kanunları vardır.
Mesela büyük balık küçük balığı yer.
Mesela kaçan kovalanır.
Mesela giden, gidince kıymetlenir.
Mesela insan, hep daha fazlasına açtır.
Mesela insan, nankördür.
Mesela insanın aklı, elde edemediğindedir.
Doğan böyleyken,
Sana kırılıp kızmak da nedir…
İçimde bir nebze öfke kaldıysa
Sanma ki sana;
Senin böyle olmana sebep doğana…
Şiirin sonunu nasıl getirsem bilemedim.
Aslında bana kalsa
Pek de güzel bir şiir olmadı sanki.
Ama olsun,
Güzel olan birçok şey oldu zamanında
Hangisinin kıymetini bildin ki
Bunun da bilmezdin
Atardın bir köşeye.
Lazım olursa döner okurum belki diye…
Yine de kızamıyorum sana,
Ne de olsa tabiatın böyle…
Ne beni anlayabildin ne de sevgimi.
Aslında bir özelliğin de yoktu,
Diğer herkes gibi…
Ama ben sana deliler gibi aşıktım.
Sen bu aşkın kerametini kendinden sandın.
Seni de anlıyorum,
Henüz olgun bir yaşta değildin.
Beni kendine pranga gördün,
Ve korkularına yenildin.
Seni kendi bildiğim gibi sevmek istedim,
Ama sen, seni nasıl seveceğimi bile
Bana öğretmeye çalıştın.
Çünkü sana olan sevgimden
Ses çıkarmamama çok alıştın.
Pişman olacaksın dedim.
Niye senin her hatanın cezasını
Ben de seninle birlikte çektim?
Şimdi ben Levent ve sen ise Ela…
Oysa gerek de yoktu
Bunca derdi yaşamaya.
Böyle olsun istemezdim.
Bitecekse de böyle bitsin istemezdim.
Daha uzun süreli bir ilişkimiz olsaydı
İnan, bana öyle âşık olacaktın ki
Benden sonra kimseyi gözün görmeyecekti.
Her anım sende etki yaratacaktı,
Sevecektin divane gibi.
Neyse, Rick ve Ilsa da kavuşamadı zaten.
Belki aramızdaki aşkın başlayış şekliydi sorun
Ve belki de her şey bu yüzden…
Yine de “Aşkın gururu olmaz, olamaz.”
“Sevmiyordu anladım” dedin.
Ama yine yanlış anlamışsın.
Her şeye rağmen
Evet, her şeye rağmen
Seni sevmemek imkânsız gibi,
Senin tuzun var aşkın aşında.
Gördüm; “Seviyorum” cevabım ulaşmış
Bir çakıl taşında.
Bu şiir,
Nazım Hikmet’in Piraye’ye yazmış olduğu
“23 Eylül 1945” şiirine bir nazire…
Yani anlayacağın,
Ben Nazım Hikmet, sen Piraye…
Benim için bir nevi sohbet bu şiir.
Belki de karşılıksız bir mektup gibidir.
Anlatamadım sana içimden geçenleri.
“Hiç anlatamadığım” olarak kaldın bende.
Bize dair ne bir fotoğraf,
Ne sıralarda adımız,
Ne de bir iz var.
Şu şiirler kaldı sadece…
Ama bilirim ki
Ben anılarında iyi bir yerdeyim.
Bilirim ki aklının bir köşesinde;
Bir resmim,
Bir ismim,
Bir cismim,
Bir izim var…
Bilirim ki “iz bırakanlar unutulmaz”
Bilirim ki ben hatıralarında gerçekten de
Güzel bir yerdeyim.
Beni kollarında yaşatamadın;
Bari hatıralarında yaşat canım “sevdiğim”.
Ekim / 2014
Kayıt Tarihi : 23.09.2026 09:58:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



