Bir kafesin içinde büyüyor nefesim,
Demir parmaklık değil, gözlerimin sessizliği.
Yalnızlık, bana giydirilmiş beyaz bir kefen,
Kimse duymuyor içimde çığlık çığlığa düşlerimi.
Geceler boyu aynalara sorar dururum,
Ben miyim bu suskunluğa mahkûm edilen?
Hangi suçumun cezası bu karanlık,
Hangi günahı işledim ki ben?
Duvarda yankılanır gölgemin suskunluğu,
Bir adım atsam düşerim boşluğa.
Sevda diye sarıldığım o eller
Şimdi mezar taşına benziyor soğuk.
Ben, özgürlüğe susamış bir kadın,
Hapsolmuş kalbimin daracık odasında.
Gözyaşlarım bile kaçmak ister benden,
Ama prangalarım ağır, zincirlerim sonsuza.
Gardiyan sessizliktir artık bana,
Her gece nöbet tutar yanıbaşımda.
Hücre duvarları gibi odamın duvarları şahit,
Çığlıklarımı gizler, suskunluğumu büyütür.
Bir mahkûm gibi sayarım dakikaları,
Her biri ağır, her biri infaz gibi.
Benim suçum çok ama çok sevmekti,
Benim cezam yalnızlığa müebbet oldu.
Şimdi ben beklerim…
Bir umut kırıntısı,
Bir kapı aralığı,
Gardiyanın unuttuğu bir anahtarı belki…
Ama bilirim,bilirim ki
Bütün umutlarım cezaevi kantininde satılmıştır çoktan.
Suçum sevmekti, cezam bitmez benim,
Yalnızlıkla mühürlendi ömrüm.
Bir kadın,
Kendi kalbine mahkûm edilmiş…
Sonsuza dek.
Kayıt Tarihi : 30.9.2025 19:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!