Kıl değil mide bulandıran kıl değil,
Yemekte çıkmasıdır mide bulandıran kılın.
Bazen keyifle sıvazlanan kır bir sakal,
Bazen de şifreli burulan ince bir bıyık;
İrtica değil ya ey güzel hanımlar,
Sizde mutfakta başınıza yemeni sarın.
Güya bir cani'den kurtarıp,
Özgür kılmak için geldi Irak'ı
Kovboy Mezopotamya'ya!
Oysa asıl amaç
Asırlar, asırlar boyu...
Köylünün alnı eğik beli bükük,
Faiz büyük hiç ürün yok üstelik.
Bent baraj sulama düşü, rüyası.
Resmi merci istiyor sulama parası..
Güneyde kuraklık canlı kavurdu,
Yaz-kış dağı bayırı işler köylü kadını,
Acı hayat yolunu çiğner köylü kadını.
Zengin evinde alem, viski kebap ızgara.
Fakir şükür hamd edip anar allah adını.
Aramızda dağlar vardı yol vermez,
Uzun uzun yollar vardı yürünmez,
Şimdi senin nazın varmış çekilmez,
Sevdadır bu ne naz dinler ne aman.
Etmiş kendisini deli divane,
Gözlerini yumup çıkarcı sacayak,
İzin verdi kös kös yıkılacak yuvaya.
Haramzadeler yıllarca ikinci maaşlarını,
Siyaset cambazı oylarını yatırdı nemaya.
Yıkılırken ağlayacağı garip gecekonduya,
İktidarın etrafı
Böyle olur çok zaman;
Hırsızlıklar diz boyu
Yağma talan minare,
Kılıfı nerde derken
Baktım ki geçmiş bile.
Özgür yaşamak adına asırlarca
Gözünü kırpmadan canını verip,
Ulusal onur ve vatanı için,
Evlatlarını bile feda etti bu millet.
Devran döndü bir kez ikibinli yıllarda
Bu yollardan nice insanlar geçti;
Kimi zengin, kimi fakir ya da kimi orta direkti.
Çoğu çorak toprağa dikilen cılız fideler gibi,
Kız kuruları gibi kimi, çelimsiz ve ufacık memeli.
Az alırken çok verdi kimi;
Ne olurdu şu son mektup da,
Eline geçseydi dedeciğimin.
Ona da selam yazabilseydim,
Hal-hatır sorup el öpebilseydim!
Zavallı ninem şimdi hep yalnız,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!