Sarıl Canım dostluğa,
Sahip çık insanlığa,
Dost bulmaz isen yanında,
Hatır sor sen dağa-taşa...
Bahçede ki şu karınca,
Bir sofra açtık peribacaları önüne,
Halil İbrahim sofrasındanda daha büyük.
Bir sofraki bu gönlümüz serili içinde;
Kırkbir millettende insan çökmüş eteğine,
Çeşit çeşit üzümde konmuş aha siniye,
Kardaşım canın istediğini, istediğin kadar ye..
Bir koku var dünya da
Burunları kıran.
Toplu cesetlerin, cani düşüncelerin
Çürümüş kokusu bu;
Yükseklerden dünyaya fısfıslanan…
Şiir yazmak zor değildir dostlar,
Sözcükleri seçersin sözlükten cımbızla,
Eğer bükersin biraz, olur size dizeler;
Bir kaşık da his kattınızmı içine
-Bilirsiniz his şiirin tuzu biberi-
Oldu bitti işte size, süper bir şiir.
Topraktı sürdüğümüz,
Tohumdu ektiğimiz.
Çok uğraşıp çalıştık
Bir ömür çok didindik.
Dağlar taşlar yeşil oldu,
Göz yaşımdan seller oldu,
Yaban dostlar yavruladı,
Ben yalnızım tek başıma.
Vardım ismi yücelere,
Garip ve güçsüz görünüyorsun,
Biraz da adaletsiz gibi dünya..
Yoksa sende mi esiri oldun,
Korkunç yaratıklarının bilmem!
Rızkları çalıp kendine rızk edinen,
Boşa yazdı katip
Mahkeme'nin zaptını.
Mübaşir boşa söyler
Mağdure’nin adını,
Hani gömülmek var ya recm gibi,
Hani ölür ya insan diri diri,
Hani kazıklar var ya en büyüğü,
Bizim ki işte aynen bunun gibi.
Esir olmak köle olmak neyse de;
Ben bir şairim haykırıyorum,
Uyan milletim sana diyorum.
Kanın akması sevap mı senin,
Atan mıdır ki seversin Lenin!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!