Vahşiler dedik,
Birbirini günde bir öğün yiyerek
Yaşayan hayvanlara..
Soykırım olmadı oysa hiç,
Taa ki girinceye kadar insanlar
Şiir yazmak, öykü yazmak,
Tümceleri cümle yapıp,
Birşeyleri anlatmak.
Yenilen en leziz meyvelerin özünü,
Kutsal birliktelik törenlerinde,
Sevgiliye hediye edip;
Asmalara hayatını verdi,
Hayatını ekmişti bağlarına.
Üzüm sattı tonlarca ama,
Giydiremedi güzel kumaşları,
Bağcıklı pabuçları,
Minik ırgat çocuklarına.
Islanmıyordu,
Ruhani’ydi sanki o!
Gök delicesine yağmur,
Sular köpüğümsü, azgın.
Gözlerimle kestirebildiğim kadar,
Tonlarca domatesle biber,
Yazın tarlada çürür gider.
Bizim garibane sefil halk,
Açım diyerek ölür gider..
“ Gökte Bulutların yolu
Geçti bir turna kolu.."
Dokunsanız yürek ağlar,
Bulamadım dert anlatacak,
Göçmen kuşlardan gayri birini..
Şair miydik ki biz,
En lirik şiirleri yazmamızı
Bizden istediniz?
Yazar mıydık ki biz,
En güzel hikayeleri
Tanrım yerine bizden beklediniz?
Kardeş ve el eleydi insanlar.
Aralarına sokuldu
Mezhep kılıklı nefret;
Bölünüp, parçalanıp, ayrılıp;
Aslında nokta-i zerre kadar,
İki kişilik dünyadan bu günlere geldik biz,
Havva ile Adem’in torunlarıyız hepimiz.
Ya sevip sevdalıca varolacağız kökten,
Ya yiyip biribirimizi yok olacağız hepten.
Sırt sırta birlik olup azı dişli düşmana,
Ah bu kelimeler, muzip kelimeler.
Bayram günleri hepsi birer gelin gibiler.
Şairler meclisinde çarşambaları bizim,
Sanki tek tek sözleşmiş gibi,
Tıpkı birer Alaattin Lambası gibidirler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!