Varlığın diyorum,
Hani bir nefeslik mesafe kadar yakın,
Bir ömürlük hasret kadar uzak ya...
Öyle bir şey işte.
Yorulma diye demiyorum,
Bütün kapıları kapattım üzerime,
Anahtarı ise denize attım.
Sana düşen öylece orada durmak,
Bana düşense seni, senden habersiz yaşamak.
Bakma öyle şaşkın şaşkın...
Bir fısıltı kalır geriye, senden ve benden,
Sokaklarda çınlayan o eski gülüşlerden.
Bir isim, bir koku, belki bir bakış;
Zamanın nehrinde sessiz bir akış.
Ama bir eşik var ki, dönüşü olmayan yol,
Terk etmedi sevdan beni,
Şafaklara darlandım,
Mavzer yatağında bir gül gibi,
Zulmün ortasında dik ve taze...
Yüreğimde bin yıllık bir sancı,
Sırtımda kör bıçak izleri,
Gönül yorgunluğu öyle bir şeydir ki,
Artık yanlış anlaşıldığın yerleri düzeltmeye mecalin kalmaz,
"Öyle olsun" dersin, bırakırsın.
Bir zamanlar dünyayı ayağa kaldıran o feryat,
Şimdi bir omuz silkişine sığar olur.
Varlığın
İçimde öyle bir boşluk açtı ki!..
Artık seni sevmek için,
Sana bile ihtiyacım kalmadı..
Ben;
Sendeki 'yokluğu',
Birgün karşılaşırsak
Hiçbir şey söyleme
Kalbinle tutuş
Ruhunla sarıl
Gözlerinle konuş benimle.
İçimiz yanardağ,
Dışımız gökkuşağı gibi.
Herkese derman,
Kendimize zehir olduk.
Gülüşümüz maske, bakışımız sır,
Kör sağıra çok güzelsin demiş,
Ne kör anlamış, ne sağır duymuş,
Dilsiz işitmiş,
O da kimseye söyleyememiş,
Sözler rüzgarda asılı kalmış.
Yürekten yüreğe bir yol varmış güya,
Ben bir kez istenilmediğimi fark ettim.
O günden sonra hep kapıya yakın oturdum,
Kapıya kadar ittiler,
Sonra kapıdan çıktım diye suçlu ilan ettiler.
Sanki ben seçmişim gibi bu ayazı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!