Uyuma konuşalım diyen de seviyordu,
Hadi uyu geç oldu diyen de,
Sadece biri kıyamıyordu,
diğeri doyamıyordu.
Biri sesindeki huzuru, dünyaya değişmiyordu, Diğeri; seni sensiz de sevebileceğine inanıyordu.
Anlatırken ağlarım diye anlatamadığım çok şey var,
Kirpiklerime kadar gözyaşı ile doluyum.
Duygularım cümlelerimi tamamlamaya yetmiyor,
Ne güzel günlerdi eskiden...
Kendimi özledim,
Varlığın diyorum,
Hani bir nefeslik mesafe kadar yakın,
Bir ömürlük hasret kadar uzak ya...
Öyle bir şey işte.
Yorulma diye demiyorum,
“Her gün giydiğim iyiyim kostümü
O kadar ağırlaştı ki, akşamları
çıkardığımda kemiklerin sızlıyor.”
Üzerime tam oturan bu sahte gülüşün altında,
Faili meçhul kavgaların morlukları gizli.
Gel sen bu bayramda bana şeker ol,
Diğer bayramda ben sana kurban olayım.
Gezdiğin yollara serilsin ipek yol,
Tozuna toprağına ferman olayım.
Hasretin narıyla yakma bağrımı,
Kül bürümüş ocağı, baykuş tünemiş taşa,
Yıllar zehir zemberek, vurdukça vurdu başa.
Zamanın çarkı kırık, döndük hep boşa,
Kaderin bu nankör oyunu yine beni bulmuş,
Seni görmek için geldim, sen gideli çok olmuş.
Birgün karşılaşırsak
Hiçbir şey söyleme
Kalbinle tutuş
Ruhunla sarıl
Gözlerinle konuş benimle.
İçimiz yanardağ,
Dışımız gökkuşağı gibi.
Herkese derman,
Kendimize zehir olduk.
Gülüşümüz maske, bakışımız sır,
Kör sağıra çok güzelsin demiş,
Ne kör anlamış, ne sağır duymuş,
Dilsiz işitmiş,
O da kimseye söyleyememiş,
Sözler rüzgarda asılı kalmış.
Yürekten yüreğe bir yol varmış güya,
Bütün kapıları kapattım üzerime,
Anahtarı ise denize attım.
Sana düşen öylece orada durmak,
Bana düşense seni, senden habersiz yaşamak.
Bakma öyle şaşkın şaşkın...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!