12 yaşındaydim
Henüz ekranların soğuk ışığı,
Ruhumuzun sıcaklığını çalmamıştı...
Sadece mahalle köşelerindeki internet kafeler,
Ve içimizde tarif edemediğimiz o delişmen heyecan.
Umut, cebimizdeki en kıymetli hazineydi;
Benim seni sevmeyi bırakamayışım
ve senin beni sevmeyi beceremeyişin arasında,
Hayatımı ne güzel mahvettik değil mi?
Sen bana her baktığında bir 'elveda' biriktirdin,
Ben sana her baktığımda bin 'merhaba' feda ettim.
Sonunda elimizde kalan;
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Şehir uyur, ben uyanık kalırım,
Nefsin Aynasından Cevap
Sözün haktır, ağaç masum
Lakin insanoğlu çirkin tılsım
Mızrap vuran nefse hasım
Şeytan ruhun kendisinde.
Aşk Fatih’e gemileri karadan yürüten nefes,
Aşk Ferhat’a dağları deldiren heves,
Hem hayati hem abes,
Hem hürriyet hem kafes...
Bir mühürdür kalbe, çözülmez düğüm,
Senden sonra eksildi ömrümün en güngörmüş yanları,
Bir baba gölgesi çekildi şu kimsesiz avlumdan.
Şimdi ne yana baksam sesinin o eski, şefkatli coğrafyası;
Gözlerimde bulut, yüreğimde hiç dinmeyen bir ağrı kaldı babam.
Sana dair ne varsa saklı durur içimde,
Bin hüzün gizli her gülüş biçimde.
Savruldum aşkınla garip bir biçimde,
Ben senin aşkından vazgeçmeyeceğim
Kaderin elinden zehir de içsem,
Sustu, konuşamadı, daldı uzağa
Benzerdi ömrü yapraksız bir bağa
Yoksulluk pusuda, çekmiş tuzağa...
Yürek “Bayram” dedi, sessiz hıçkırdı
Adam “Bayram” dedi, boynunu kırdı..
Bana sorma bilmiyorum!
Nasıl sevdim,
Nasıl bağlandım,
Nasıl seni hayatımın merkezine koydum,
Nasıl herşeyim oldun bilmiyorum...
Git artık, her şeyi koyup bir yana,
İzi kalmasın hiç, bakma arkana.
Terk et hayatımı, elini çek git;
Mezar olsun vuslat, her bir imkana.
Gözlerini al git, sök de bağrımdan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!