Aklım fikrim sende üşüyor musun
Soğuk yağmurlu mu gittiğin yer
Gülüşün kadar güzel yaşıyor musun Hep meraktayım hep içim içimi yer
Kasvetli bir şubat günü gittin
Soğuktan mı ayrılıktan mı ne bileyim Buz gibi bir bakışla beni terk ettin
Varsın kanasın ufkun dağlanmış yarası
Daha da uzak belki yüce dağların arası
Tepip dağıtsın her yeri oflayıp puflayan rüzgar
Kim bilir gerilerde taşınmaz nice bin derdi var
Soldu kurudu köklerim
Yağmurları neyleyeyim
Kuma saplı yelkenliyim
Rüzgarları neyleyeyim
Dönüşsüz taşlı yollarım
Yapraklar sararınca
Sen gelirsin aklıma
Ufuklar kararınca
Sen gelirsin aklıma
Yıldız çarpar gözüme
Yıpratır rüzgar deprem sarsar zaman gelip geçer
Diner fırtına üzme kendini artık sakın üzme sen
Kabuk tutar kanlı her yara demiştim ya sana ben
Bahar yağmurunu gözlerinin rengindeki toprak içer
Ne mavi denizlerin sığ artık ne de bulanık ufkun dar
Yalnız değilsin bu zorlu kavgada artık bir yoldaşın var
Gözlerin derinliğinde bir gizli batık olmalı
Hilal kaşların bu yüzden daima çatık olmalı
Aşkın sofrasında yürek acıktıkça doyar ancak
Hüznün kuru ekmeğinde yokluktan katık olmalı
Yüce dağlarda yaylalar
Soğuk rüzgarları yayar
Ömrüm bu kadarmış baba
Güz vaktinde gül tez solar
Yaz zamanı yaz zamanı
Sol göğsüme hapsettiğin kalbimi
Çarmıha gersen de kirpiklerinle çivileyip
Kar etmez
Kan revan içnde çırpınsa da
İsmini sayıklamak sevdasından kalbim vazgeçmez
Keşke gelsen
Zaman yorgunu kadife çiçeğine
Nasıl konarsa kahverengi kanatlı kelebek
Baharı getirsen mor kelebeklerle
Dalgın bakışlarıma
nerede yeşerecek baharın ilk nergisi
kim bilecek
kim bilecek seni kaybettiğim günün ilk akşamında
hangi yıldız hangi yöne kayacak kim bilecek
nasıl unutacağım seni dahası
kim bilecek bunu da




-
Sadık Yiğit
Tüm Yorumlarsevgili dostum bende yazıyorum nacizane senin şiirlerini de okudum ve okurken bir çoğundan keyf aldım yüreğine sağlık şiirlerini imini kullanarak pay yapacağım