Akvaryum gibi yoğun yüreğim...
Diplerinde yosun tutmuş sevdalar yatıyor.
Kimisi kabuğuna çekilmiş bir istiridye,
Kimisi çoktan çürümüş bir mercan.
Bir yalnızlık var içeride.
Öyle derin,
Öyle ağır ki...
Kendi sessizliğinin altında eziliyor insan.
Halbuki bir balıktım ben.
Oksijeni sen olan.
Sen varsan su maviydi,
Sen varsan dünya dönüyordu.
Kirpiklerinin gölgesi bile yeterdi
Bir ömür yaşamama.
Sonra bir gün...
Suyun rengi değişti.
Gökyüzü karardı.
Kıyılar sustu.
Bir baktım;
Yoktun.
İşte o gün dip çöktü.
Camları kırılmadı yüreğimin,
Daha kötüsü oldu.
Kırılmadan çatladı.
Dağılmadan dağıldı.
Şimdi içimde pas tutmuş gemi enkazları dolaşıyor.
Adını taşıyan batıklar var.
Hiç ulaşamayacağım kıyılara vurmuş hayaller var.
Ve her gece biraz daha dibe çöküyor içimdeki hayat.
Karanlık sular bilir;
Bazı balıklar ağa takılarak ölmez.
Bazıları oksijenini kaybederek ölür.
Ben de öyle öldüm.
Kimse fark etmedi.
Çünkü nefes almaya devam ettim.
Çünkü yürümeye devam ettim.
Çünkü konuşmaya devam ettim.
Ama içimde çoktan bir deniz mezarlığı kurulmuştu.
Şimdi gözlerim,
Yüzeye çıkamayan dalgıçlar gibi.
Bakıyor ama dönemiyor.
Yaşıyor ama kavuşamıyor.
Ve bazen gecenin en sessiz yerinde,
Kendi kendime fısıldıyorum:
Ben seni kaybetmedim...
Sen giderken denizimi götürdün.
Geriye yalnız
Çatlamış camlarıyla duran bir akvaryum kaldı.
Suyu burada,
Dipleri burada,
Hatıraları burada...
Ama içinde yüzen son canlı da çoktan senin peşinden öldü.
İshak KöseoğluKayıt Tarihi : 28.10.2026 05:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!